Gülmeyelim ağlanacak halimize

TEODORA DONİ
Gülmeyelim ağlanacak halimize
 
Geçenlerde bir haber dikkatimi çekti.

İki kişi, biz Hızır ve İlyas peygamberiz diyerek, insanlara para karşılığında cennetten yer satmışlar.

Haberde, bu kişilerin kandırdıkları insanlardan 20.000 TL para topladıkları yazıyordu.

Şimdi ben bu suçu teşvik ediyorum gibi görünmem inşallah ama bu olay çok düşündürücü.

Bu dolandırıcılığın haber olması, dolandırılan insanların dolandırıcıları ihbar etmesinden kaynaklanıyor sanırım.

Dolandırıcıların yakalanmadığı kesin.

Kim ne derse desin ben o dolandırıcılara kızmıyorum, kızamıyorum.

Düşünün, birileri gelip size cennetten yer satmaya çalışıyor ve siz de hemen satın almaya kalkışıyorsunuz.

Bu nasıl bir “kanma”dır, nasıl bir inanmadır, nasıl bir saflıktır.

Cehaletin böylesini de gördük sonunda.

Ramazan ayındayız, birçoğumuz bu ayı fırsat bilip bol bol ibadet ediyoruz, Allah’a dua ediyoruz, oruç tutuyoruz.

Bütün yıl neredeyse hiç ibadet etmeyenler bile bu mübarek ayda farz olan ibadetleri yerine getirmeye çalışıyorlar.

Bunu niçin yapıyoruz ki, kendimiz için tabi.

Allah’ın biz insanoğluna vaat ettiği cennete girebilmek için bu ibadetleri yapıyoruz.

Allah’ın ihtiyacı yok ki bizim dualarımıza, ibadetlerimize, O zaten yüce, O her şeyin sahibi.

Allah’ın vaat ettiği cennet hakkında Kur’an ‘ı Kerim’de çok sayıda ayet bulunuyor.

Ama hiçbirinde de cennetten öyle parayla yer satın alınabileceğine dair en ufak bir işaret yoktur, olamaz da.

Evet, cennet bizlere,  yani insanlara vaat edildi ama biz de bu imtihan dünyasında üzerimize düşen görevleri yerine getirmek zorundayız.

Bir insan nasıl düşünebilir cennetten parayla yer alınılabileceğini.

Düşünebiliyor musunuz bir insan cennetten yer satın alınılabilir diye düşünmekle kalmayıp satın almak için birilerine para ödüyor.

Hadi diyelim ki düşünmüşler cennetten parayla yer almanın mümkün olduğunu ve almışlar.

Peki, bu durumda dolandırıldıklarını nasıl anlamışlar.

Yoksa hızla ölüp de ahrete gitmişler de orada kendilerine cennette adınıza kayıtlı yer yok, sizi şöyle cehennem tarafına alalım mı denilmiş.

Onlar da, eyvah biz dolandırıldık acele dünyaya dönelim, sahte Hızır ve İlyas’ı ihbar edelim mi, demişler.

Şimdi gülelim mi ağlanacak halimize.

Cennetten yer satın almaya çalışanlar hangi mantıkla bu alışverişi yapmışlar anlamak mümkün değil.

Ben o haberi okurken başımdan geçen hem trajik hem de komik bir olayı hatırladım.

Bir yerde birkaç hanımla bir araya gelmiştik, o gün dışarıda hava çok sıcaktı.

Önceki yazımda da yazdığım gibi yaz sıcağı insanların aklına ister istemez farklı şeyler getiriyor.

Bazıları bu sıcaklarda Ramazan ayında susuzluğa nasıl dayanılabileceğini düşünürken ilginçtir ki bazıları da cehennemi aklına getiriyor.

Evet, ne demiştik, birkaç hanım bir araya gelmiştik ve içimizden bir hanım sanırım çok fazla dayanamıyordu sıcaklara.

Eline ne geçirirse serinlemek için hemen yelpaze niyetine sallıyordu ve sık sık aynı cümleyi söylüyordu:

Çok sıcak çok, ama bu sıcak ne ki cehennemin sıcağını düşündüğümüzde, cehennem sıcağı bu sıcağın kaç katı daha fazla, biz sadece Ramazan ayında ibadet ediyoruz, yılın diğer günlerinde hiç ibadet etmiyoruz.

Her cümlenin sonunda mutlaka bana doğru dönüp: Öyle değil mi Teodora hanım, biz cehennemlik olduğumuzu biliyoruz ama bir türlü kendimize gelemiyoruz.

Biz derken kendisi gibi Ramazan ayının dışında ibadet etmeyenleri kastediyordu.

Bu konuyu defalarca aynı şekilde tekrar etti o hanım.

En sonunda büyük bir pot kırdı, beni çok, hem de çok düşündüren bir cümle söyleyerek ve biz de cehennem sohbetinden kurtulmuş olduk.

Dediğim gibi o hanım durmadan sıcaktan yakınıyordu ve sıcaktan yakındıkça aklına durmadan cehennem geliyordu.

Gruba sonradan katılan bir başka hanım dayanamadı ve sordu:

Ya durmadan diyorsunuz, cehennem bu sıcaktan bilmem kaç kat daha fazla, nereden biliyorsunuz ki, sonuçta şimdiye kadar oradan dönen olmadı ki.

Cehennemden çok korkan hanım bilin bakalım ne cevap verdi:

Bana inanmıyorsanız Teodora hanıma sorun, o daha iyi biliyor, dedi.

Yeni gelen hanım adeta şok oldu bu cevabın karşısında.

Nasıl yani, Teodora hanım oraya da mı gitti.

Aslında cennetten yer satın almaya kalkanlar da, Ramazan ayı dışında ibadetini yapmayanlar da biliyorlar nerede ve nasıl yanlış yaptıklarını ama nedense doğru yapmaya da bir türlü başlayamıyorlar.

Yanlış yapmak daha kolay geliyor hepimize, kimimiz cehennemden öylesine korkuyoruz ki günlük hayatımızda bunu durmadan düşünüyoruz.

Oysa ibadetlerimizi yerine getirmek o korkuları düşünmekten daha kolay.

Ahret yurdundan hiç kimsenin dönmediği kesin, ancak her iki yerde de, cennette de cehennemde de bizleri nelerin beklediği, Kur’an Kerim’de çok sayıda ayetle açıkça bildiriliyor.

Ancak bu açık bilgiye rağmen, bu mübarek Ramazan ayını fırsat bilip ibadetlerimizi yerine getirmeye çalıştığımız gibi, sonraki zamanları da fırsat bilip neden bir türlü aynı şekilde devam edemiyoruz.

Neden nefsimize yenik düşüp, çabucak unutuyoruz bütün bildiklerimizi, hesap gününü, cenneti, cehennemi.

Sonra da üç kuruş parayla cennet işini halledeceğimizi düşünüp kendi kendimizi nasıl da kandırıyoruz.

Cennetten yer satma olayı, bence “bu kadar da olmaz” dediğimiz birçok olayı hayli geride bıraktı.

Pek çok olay gördük ve duyduk ama böylesi ilk kez. Cennetten parayla yer satın alınılabileceğinin düşünülmesi insanlarımızın ne hale geldiğinin önemli bir göstergesi bence.

İşin komik ve bir o kadar da hazin tarafı ise,  dolandırılan bu insanların utanmadan bir de şikâyetçi olmaları.

Çok merak ediyorum, şikâyetçi olurken ne dediler acaba.

Birçok ihtimal geliyor aklıma.

Eminim şu an bu satırları okuyan siz okuyucuların da aklına bir sürü cümle geliyor o insanların söyleyebileceği.

Aklınıza her şey gelebilir, yeter ki gülmeyelim ağlanacak halimize…

 24 Ağustos 2009 Pazartesi / timeturk.com

 

Share

Bir de Bu Var

Ey acılar panayırı, ey hayat…

TEODORA DONİ Ey acılar panayırı, ey hayat…   Beş yaşlarında bir kız çocuğu. Panayır yerinde …

BIR YORUM YAZIN

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir