Masallarda ne güzeldin ey demokrasi

TEODORA DONİ
Masallarda ne güzeldin ey demokrasi
 
Geçen hafta Traian Basescu(Basesku), Cotroceni(Kotroçeni)’ye geri döndü. Traian Basescu sekiz yıldır Romanya’nın Cumhurbaşkanı. Şimdiye kadar iki kez görevden alındı ve her iki referandum sonucunda da görevine geri dönmeyi başardı. Cotroceni, Cumhurbaşkanlığının bulunduğu yerin ismi, tıpkı Türkiye’deki Çankaya gibi.

Temmuz’da yayınlanan “Demokrasinin güzelliği gelinceye kadar mı?“ başlıklı yazımda, “Son bir kaç gündür Romanya 'da olup bitenleri ilgiyle izliyorum. Elbette ki Avrupa Birliği gibi "endişeyle" değil. Çoğu zaman üzülerek kimi zaman gülümseyerek izliyorum ve öyle görünüyor ki en azından bir süre daha dikkatle ve yoğun bir şekilde takip edeceğim Romanya’daki gelişmeleri…” demiştim.

Ayrıca o yazımda, Romanya Parlamentosunda Cumhurbaşkanı Traian Basescu’nun görevden alınması için bir oylama yapıldığını ve 29 Temmuz’da referandum sonuçlarına göre görevine dönüp dönmeyeceğinin beli olacağını söylemiştim ki açıkçası dönemeyeceğini düşünüyordum ama döndü, o yazımda da dediğim gibi demokrasilerde her şey mümkün.

Evet, 29Temmuz’da referandum yapıldı ve Seçim Kurulu tarafından kısa sürede açıklanan sonuçlar, yapılan itirazlardan dolayı resmi gazetede çok geç yayınlandı. Kesin sonuçlar tam olarak söyle: Toplam seçmen sayısı 18.292.464, referanduma oy verenlerin sayısı 18.292.464 yani katılım oranı  % 46.24.  Bunlardan 7.403.836’sı yani oy verenlerin % 87.52’si “evet” oyu kullanmış, yani Traian Basescu’nun görevden alınmasına evet demiş. 943.375’i yani oy verenlerin  %11.15’i ise “hayır” oyu kullanmış.

Şimdi bu rakamlara bakan çoğu insan şaşırır sanırım, oy kullananların çoğu evet dediği halde, yani çoğunluk Traian Basescu’nun görevden alınması için oy kullandığı halde referandum sonucu neden Basescu lehine, diye. Çünkü referandumun geçerli olabilmesi için seçmenin yarısının bir fazlasının oylamaya katılması gerekiyormuş.  Bunu dikkate alan Traian Basescu ilginç bir strateji izlemiş ve kendisini destekleyen seçmenlere kampanya sürecinde referandumu boykot etmeleri için çağrı yapmıştı. Kabul edilmeli ki ilginç ve akıllıca bir çağrı çünkü başka türlü o referandumun ardından Cotroceni’ye geri dönemezdi.

Referandum sürecinde Romanyalı bir yazar,“bu yaz beyaz rengi moda ama bahse girerim ki sonbahar da çizgili kıyafetler moda olacak” demişti. Bununla hem denizci kıyafetlerini hem de klasik cezaevi kıyafetlerini ima etmişti. Denizcilerle özdeşleşmiş çizgili kıyafetleri ima etmesinin nedeni anlaşılabilir çünkü Romanya’nın Cumhurbaşkanı Traian Basescu eski bir gemi kaptanı, yani bir denizci. Cezaevi kıyafetlerinin neden ima edildiğini ise ben şahsen anlayamadım ama bu benzetme, okuduğumda beni çok güldürmüştü.

Traian Basescu kampanya süreci boyunca hem ülkeyi yönetmek konusunda iddialı olduğunu anlatmış hem de kendisinin gemi kaptanlığıyla dalga geçenlere cevap vermişti. Öyle ki bir röportajında “ben Titanik’in kaptanı olsaydım o gemi batmazdı çünkü 24 saat çok iyi nöbetçi olurdum ve gece nöbetlerinin sayılarını artırırdım” demişti. Röportajı yapan gazeteci, “iyi de o kaza gece oldu ve şimdiki teknolojiler yoktu, kaptan da balodaydı” deyince, Traian Basescu da “buz dağları yaklaştıkça hava soğur ve nöbetçilerin burunları üşümeye başlar” diye cevap vermişti. Kampanya sürecinde hep aynı tişörtü hep aynı pantolonu kullanmış, mavi bir tişört, açık krem bir pantolon giymişti. Günlerce haberleri takip ettikçe Basescu’yu hep aynı kıyafetlerle görmekten içim sıkılmıştı, kim akıl verdi acaba böyle giyinsin, diye düşünmekten de.

Traian Basescu kendisine haksızlık yapıldığını ve referandumun kendi popülerliğini ölçmek için düzenlendiğini söylemişti ki o beyanatını okuduğumda acı acı gülümsemiştim. Popüler sözcüğünün bütün çağrışımları benim için oldukça sevimsiz ve itici çünkü…

Traian Basescu kampanya boyunca kendisinin sekiz yıldır görevde olduğunu ve son üç yıldır ekonomik krizden dolayı çok sert tedbirler almak zorunda kaldığını ve rakiplerinin Romanya için, halkın geleceği için değil kişisel ihtirasları için çabaladığını da söylüyordu ki buna Romanya halkını yeterince inandırdığını referandum sonuçlarına bakarak anlamak mümkün.

Şimdi bu kadar ayrıntıyı niye yazdım hemen söyleyeyim. Demokrasinin Güzelliği’nin sadece Türkiye’de tam olarak görülemediğini, dünyada çelişkileriyle, sıkıntılarıyla, açmazlarıyla, umutlarıyla Türkiye gibi bir ülke daha olmadığını sananlar için yazdım.  Bu ayrıntılar, Romanya’nın birçok bakımdan Türkiye’den hiç de farklı bir ülke olmadığını göstermeye yetiyor bence.

Burada nasıl işliyorsa orada da aynı şekilde işliyor “Güzelim Demokrasi”nin kuralları. Siyaset oyunları da aynı, umut ticareti de… Siyasetçilerin tişörtlerinin renkleri her zaman aynı olmasa da…

Demem o ki burada nasılsa demokrasinin güzelliği orada da öyle. İstiklal savaşından sonra Türkiye nasıl demokrasinin güzelliğine tutsak olmuşsa Romanya da Çavuşesku’dan kurtulduktan sonra aynı güzelliğe tutsak olmuş. Aslında demokrasinin güzelliği yerine demokrasi masalının güzelliği demek daha doğru belki de. Çünkü demokrasinin güzelliği tartışılabilir ama demokrasi masalının güzelliği herkes için tartışılmazdır sanırım ki o masalla büyüdü mazlumlar da yoksullar da bütün coğrafyalarda,  Asya’da, Ortadoğu’da, Afrika’da, hem de bir gün “masallarda ne güzeldin ey demokrasi” diyeceğini bilmeden…

3 Eylül 2012 Pazartesi / Yeni Şafak
Share

Bir de Bu Var

“Çocukları rahat bırakın”

TEODORA DONİ “Çocukları rahat bırakın”   Kısa bir süre önce yapılan hükümet açıklamalarından öğrendim ki …

BIR YORUM YAZIN

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir