Tuhaflıklar ülkesinin çocukları

TEODORA DONİ
Tuhaflıklar ülkesinin çocukları
 
Bu tuhaflıklar ülkesinde kısa bir süre de olsa yaşayan herkes hemen anlar ki buranın olağanüstü dönemleri de, olağanüstü sorunları da hiç bitmiyor ve tabii ki çelişkiler de, tuhaflıklar da…

Her ne kadar kendi kendime, tuhaflıklarla dolu bu ülkenin bir tuhaflığını da ben yazmayayım, hem ayrıca sırası mı, dediysem de sonra yazmam gerektiğine karar verdim ve işte yazıyorum.

Bitmek üzere olan bu sömestre tatilinden kısa bir süre önceydi. İlköğretim öğrencisi olan oğlumu almak için okula gitmiştim. Doğrusu kendim özellikle okulun içine fazla girmemeye çalışıyorum ama o gün sanki bir an önce çocuğu alıp eve gitmek için sabırsızlanıyordum. Sınıfın bulunduğu koridora girdim ve dersin bitiş zilinin çalmasına yaklaşık beş dakika vardı. Zaman sanki hiç geçmiyordu ki ben de deyim yerindeyse müfettiş gibi duvarlarda asılı çerçeveli resimleri incelerken buldum kendimi.

Çerçevelerin çoğu Mustafa Kemal Atatürk’ün resimleriyle doluydu. Bütün resimler Mustafa Kemal Atatürk'ün elinde sigara varken çekilmişlerden özelikle seçilmiş gibiydi. O koridorda bulunan bütün resimlere tek tek baktım. Sonra en iyisi  ben okulun müdürüyle görüşeyim dedim, sonra vaktin geç olduğunu fark ettim. Yarın zaman ayırır, gelir, müdür beyle görüşürüm; diye karar verip o gün çocuğu alıp eve gittim.  İkinci gün okula gidip müdür beyin odasının bulunduğu koridorda ilerlerken de fark ettim  ki o koridorda durum daha vahim. Art arda, yan yana yine Mustafa Kemal Atatürk'ün elinde sigara varken çekilmiş resimleriyle doluydu duvarlar.

İtiraf etmeliyim ki o anda tereddüt ettim, vazgeçsem mi ki, bir iki değil ki bütün okul bu resimlerle dolu. Muhtemelen bütün okulların durumu da böyle, bunca insan her gün gelip geçiyor kimse rahatsız olmuyor demek, diye içimden söylenirken müdür bey sanki beni bekliyor gibi odasının kapısında duruyordu ve içeriye buyur etti.

Konuyu hiç uzatmadan anlattım müdür beye ve kendisi de durumun garipliğini hemen kabul etti. Daha sonra koltuğundan kalkarak arkasında duvara asılı Mustafa Kemal Atatürk’ün resmini gösterdi. Çoğu yerde gördüğümüz bir resim, bir koltuğun arkasında ayakta dururken çekilmiş bir resim. İşte onu gösterdi bana ve aslında o resimde de elinde sigara varmış ama Photoshop'la  uçurulmuş; bakın, dikkat ederseniz işaret parmağının diğer parmaklardan ayrı durmasının sebebi, orada aslında orijinalinde sigara olmasından kaynaklanıyor, dedi.

İnsan böyle bir durumda epey şaşırıyor doğrusu. Neyse o gün müdür bey sağ olsun okuldaki Mustafa Kemal Atatürk’ün sigaralı resimlerinin çoğunu topladı. Evet, çoğunu çünkü hepsini toplasaydı neredeyse resim kalmayacaktı.

Yazının başında da dediğim gibi belki sırası mı şimdi denilebilir.  Evet şimdi sırası hatta geç bile kalınmıştır bence. Milli Eğitim Bakanlığı  hemen harekete geçmeli  Atatürk'ün bu sigaralı  resimleri  bütün okullardan kaldırılmalı, yerlerine sigarasız resimleri konulmalıdır.

O gün okulun müdürüne de söylediğimi burada da tekrar edeceğim. Sigara reklamı yasak, bunu neredeyse çocuklar bile biliyor. Artık çoğu yerde içmek de yasak. Mustafa Kemal Atatürk’ün bu sigaralı resimleri müzede, sergide ve bu gibi yerlerde olabilir orijinal halleriyle. Ki doğal olanı da budur. Ama ilköğretim ve ortaöğretim çağındaki çocukların okul koridorlarında her gün Atatürk'ün sigaralı resimlerini  görmesinin onlar üzerinde ne denli olumsuz etkileri olabileceğini  tahmin etmek hiç de zor değil.

Çocukların velileri de sigara içmiyor mu, onların canlı etkisinin yanında bir resmin etkisinin lafı mı olur denilebilir ama unutulmamalı ki  söz konusu resimlerdeki elinde sigara olan herhangi biri değil, tam aksine cumhuriyet dönemi boyunca bütün okullarda bir rol model olarak davranışları örnek gösterilen Mustafa Kemal Atatürk.  Okullarda Mustafa Kemal Atatürk'ün başarılarının anlatıldığı kadar sigaranın büyük zararlarının da sürekli anlatıldığı çocuklar her gün  okul koridorlarında  elinde sigara olan Atatürk resimlerini gördükçe ne düşünecekler acaba, nasıl etkilenecekler, kafaları karışmayacak mı…

Hepimiz biliyoruz ki  hala kimileri Mustafa Kemal Atatürk’ü ve tek parti dönemindeki uygulamaları eleştirerek meşhur muhalif olacağını sanıyor, kimileri de  Atatürk'ü adeta ilahlaştırarak ya da Kemalizm'e sığınarak kendine bir yer açacağını ya da kendini kurtaracağını sanıyor. Her iki kesimin de ne eğitim sistemimizin durumunu, ne çocuklarımızın geleceğini umursadığını düşünüyorum. Sorun Atatürk'ün sigara içmiş olması değil, okul koridorlarındaki resimlerde Atatürk'ün elinde sigara olduğunu görmeyecek kadar körleşmiş bir bağlılık  ya da tabulaştırma zihniyetinin hala bilinçaltında da olsa devam etmesidir.

Neyse laf lafı açmasın. Sözü uzatmaya gerek yok. Sorunun Milli Eğitim Bakanlığının  konuya ciddiyetle eğilmesiyle ancak tamamen çözülebileceğine inanıyorum. Çünkü biz öğrenci velilerinin  yapabileceği  yukarda anlattığım gibi çocuğumuzun öğrenim gördüğü okul ile sınırlı, kendi payıma ise bir de buraya yazarak çağrıda bulunmak ve dilemek: çocuklarımızın beyinleri, yürekleri, ruhları, bedenleri ve gelecekleri zehirlenmesin diye…

 

8 Şubat 2014 Cumartesi / teodoradoni.com

 

Share

Bir de Bu Var

Ey acılar panayırı, ey hayat…

TEODORA DONİ Ey acılar panayırı, ey hayat…   Beş yaşlarında bir kız çocuğu. Panayır yerinde …

BIR YORUM YAZIN

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir