Bence de “İçinizdeki Öküze Oha Deyin!”

TEODORA DONİ  Bence de “İçinizdeki Öküze Oha Deyin!” 

TEODORA DONİ 
Bence de “İçinizdeki Öküze Oha Deyin!” 
 

Gündeme ilişkin yazmaya hazırlanırken “ ya ne öküzler var “ diye düşünüyordum ki, kapı zili çaldı, açtım, ödünç verdiğim iki kitap okunup geri getirilmişti.

Kitaplardan birinin adı “İçinizdeki Öküze Oha Deyin!”. Burada sözü edilen “Öküz” az önce düşündüğüm öküzlerden farklı tabii.

Kitapların gelişiyle hatırladım ki kitapların yeni baskıları yapıldı. Elazığ’la ilgili yazımın havasından daha tam çıkamadan yine bu kitaplar vesilesiyle bir kez daha Elazığ’ı andım. Çünkü kitapların yazarı Bülent Akyürek de Elazığlı, hem de en koyusundan.

Neyse, sözün kısası gündeme ilişkin yazacaktım güya ama kitapların gelişiyle, içimizdeki öküzler dışımızdaki öküzler, derken gündem değişti.

Sanırım bilmeyeniniz yoktur, son yıllarda şu “Kişisel Gelişim” denen şey çok meşhur. İnsanlara bir din gibi aşılanıyor.

Gün geçtikçe insanlardaki bencilik duygusu büyüdükçe büyüyor.

Biz anne baba olarak artık çocuklarımızla baş edemiyoruz, onlarla zar zor iletişim kurabiliyoruz.

Gençlerimiz bırakın kitap okumayı, bir şey yazdıklarında bütün sesli harfleri yok ederek yazıyorlar.

Biz evlerimizde iki, üç çocuğa bir şey anlatana kadar göbeğimiz çatlıyor ama bir bakıyoruz ki bazıları, insanlarla tıklım tıklım dolu salonlarda şu “Kişisel Gelişim” denen saçmalığı öğretiyorlar.

Bu yetmezmiş gibi yüzlerce kitap yazılıyor bu konuda, sanki insanlık yararına çok önemli bilgiler içeriyor bu kitaplar ve bu yüzden milyonlarca ağaç heba ediliyor.

Bu “Kişisel Gelişim“ saçmalığını ortaya atanlar, “kişiliğinizi geliştireceğiz” bahanesiyle bizi insanlığımızdan çıkarmak,  yaratılışımızı ve yaratıcımızı unutturmak için ellerinden geleni yapıyorlar.

Değil küçük dağları, neredeyse Ağrı Dağı’nı bile “ben yarattım” dedirtecekler insanlara. Bu “kişisel gelişimciler” korkarım ki gün geçtikçe daha çok taraftar topluyorlar.

Bu duruma karşı Allah’ın kitabını ve kurallarını hatırlatan, savunan çok sayıda yazar, çizer, akademisyen var, insanlara doğru olanı hatırlatmaya çalışıyorlar ama bu hatırlatmalarda çoğu zaman ciddi bir iletişim sorunu yaşanıyor.

Çünkü insanlarımız özellikle de gençlerimiz artık soyut nutuklar atan insanları dinlemekten de, yazdıklarını okumaktan da hoşlanmıyor. Kendileri gibi heyecanlanan, kendileri gibi konuşan, kendileri gibi küfreden, kendileri gibi giyinen yazarları arıyorlar baktıkları her kitapta.

Tabi ki çoğu zaman daha ilk sayfada kitabı kapatıp geri bırakıyorlar kitapevinin raflarındaki yerine. Çünkü kitaplar kendilerinin anladığı dilde yazılmıyor.

Biz anne baba olarak, çocuklarımızın ve gençlerimizin anlayacağı dilde yazılan kitapları yeterince desteklemiyoruz diye düşünüyorum. Elbette desteklemeden önce biz o kitapları okumalıyız ama maalesef biz de çok az okuyoruz.

Az okuyoruz derken, kitaplar ve kitap okuma alışkanlığımız hakkında harika yazılar yazan ve bir süre önce bu yazılarını bir kitapta toplayan değerli yazar Mehmet Aycı’yı birkaç satırıyla da olsa anmadan bu yazıya devam etmek olmaz.

İşte o birkaç satır: Diyelim, uyumak üzeresiniz ve koyun saymaya başladınız, be mübarekler, koyun saymak yerine memleketin ahvaline dair olmasa da olur, klasiklerden bir iki sayfa okuyup gözlerinizi ağırlaştırdıktan sonra ayracı kaldığınız yere yerleştirip deliksiz bir uykuya varsanız uykunun suyu mu çıkar?

Tabii ki çıkmaz.

Gençlerimiz yeterince okuyup, düşünüp doğruyu anladıktan sonra ben inanıyorum ki asıl kitaba Kur’an’ı Kerim’e “ doğru yönelmeye başlayacaklar.

Bir süredir şu “Kişisel Gelişimcilere” adeta savaş açmış bir yazar var. Eminim ki çoğunuz duydunuz, hem yazarın ismini hem de bu “Kişisel Gelişimcilere“ karşı yazılan kitabın ismini.

Bülent Akyürek’ten bahsediyorum.

Yazarın bütün Türkiye’de çokça konuşulan iki kitabından biri, kişisel gelişimcilere karşı yazılan “İçinizdeki Öküze Oha Deyin!”, diğeri “Yılgın Türkler”.

Yazarın çok sayıda kitabı var, ancak şimdilerde en çok bu iki kitap konuşuluyor.

Ben bu iki kitabı sadece okumakla yetinmedim, çok sayıda insana okuttum ve ne düşündüklerini anlamaya çalıştım. Yani bu yazıyı yazmadan önce çok sayıda insanın bu iki kitap hakkındaki düşüncelerini aldım.

Görüştüğüm her insan, kitapları keyifle okuduğunu Bülent Akyürek’in fikirlerini desteklediğini açık yüreklilikle belirtiyor, kitaplarda yer alan müstehcen kelimelerden rahatsız olanlar bile.

Bu kitapları tanıdığım insanlara önerdim, birçok konuda ne düşündüklerini bildiğim insanlara yani. Beni iyi tanıdıkları için bazıları çok şaşırdılar çünkü Akyürek’in kavgacı üslubu yer yer küfretmeye kadar varabiliyor ve ben küfredilmesinden nefret ediyorum, küfür kime edilirse edilsin ben gerçekten çok rahatsız oluyorum.

Buna rağmen Bülent Akyürek’i desteklememizin sebebi oldukça basit sanırım, biz artık gençlerimize ulaşamıyoruz, biz onların dilinden anlamıyoruz onlar da bizimkinden. Çoğumuz yazarı destekleyerek birazcık da olsa üzerimizdeki sorumluluğu atmış oluyoruz.

Bu iki kitabın yeni baskıları Fincan Yayınları’ndan çıktı.

Yeni baskılar cep boyu ve her iki kitabın da yeni fiyatı oldukça ekonomik düşünülmüş.

“İçinizdeki Öküze Oha Deyin!”  kitabının, beyler sıkı durun, pembemsi bir kapağı var.

Bunu niçin yazıyorum; beyler hep, “hanımlar dünyayı yönetseydi her şey pembe renginde olurdu” diye dalga geçiyorlar.

Yazar ve yayınevi bu konuda biz hanımların sesini duymuş olmalı ki bu yeni baskıda kitabın kapağını pembemsi yapmışlar.

Anladığım kadarıyla, Bülent Akyürek “İçinizdeki Öküze Oha Deyin!” adlı kitabı yazmadan önce çok sayıda “Kişisel Gelişim” kitabını okuyup tek tek incelemiş ve o kitapların ne kadar sakıncalı olduğunu anlatmak için de bu kitabı yazmış. Ki kitabın alt başlığı da bu bakımdan oldukça ilginç: “Kişisel Gerileyiş Kitabı”.

Okuyunca göreceksiniz, kitap bir düşünce kitabı ama üslup ve örneklemeler öyle çok hayatın içinden ki adeta bir roman okumuş gibi oluyorsunuz ve bir bakıyorsunuz ki, hayret, kitabın sonu, ne çabuk bitirdim diyorsunuz koca kitabı, öylesine akıcı, öylesine etkileyici ve herkesin anlayacağı kadar da yalın.

Yılgın Türkler kitabında yazar insanımızın, belki başka hiçbir toplumda rastlamayacağımız kendine özgü hallerini çok yalın ve sevimli bir dille,  ustaca anlatıyor. Kitabın adındaki “Yılgın” kelimesinin asla aşağılamak için seçilmediğini tam aksine insanımızın çilekeş yanına vurgu yaptığını kitabı okuyunca daha iyi anlıyorsunuz.

Ben kendi adıma, Bülent Akyürek’e, kitapların yeni baskıları hayırlı olsun diyorum.

Hayırlara vesile olur inşallah.

 13 Ağustos 2009 Perşembe / timeturk.com 

Bence de “İçinizdeki Öküze Oha Deyin!”

Share

BIR YORUM YAZIN

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir