Bir dua arkadaşlığı hikâyesi

TEODORA DONİ  Bir dua arkadaşlığı hikâyesi

TEODORA DONİ 
Bir dua arkadaşlığı hikâyesi
 

Mübarek Ramazan ayında olduğumuz için ve yılın diğer zamanlarına göre şu günlerde vaktimizi ibadetle daha çok geçirdiğimize inandığım için, bir hikâyeyi daha sonraya bırakmadan sizlerle şimdi paylaşmak istedim.

Her ne kadar bazı yazılarımda biraz farklı anlaşılsa da, yani sanki bu ülkeyi ve insanlarını hep eleştiriyorum gibi anlaşılsa da,  aslında bu ülkeyi ve insanlarını gerçekten çok sevdiğimi ve önemsediğimi de burada yeri gelmişken ayrıca belirtmek istiyorum.

Onun için de tabii ki yanlışlara da doğrulara da aynı anda dikkat çekmeye çalışıyorum bütün yazılarımda. İnsan elbette ancak sevdiğine, değer verdiğine kırılır ve değer verdiklerini bazen gerekirse çok sert eleştirebilir de.

Hayır, hayır sert bir eleştiri yazısı okumayacaksınız şimdi.

Tam aksine Türkiye’de, bu topraklarda yaşayan insanların ne kadar iyi niyetli, yardım sever, duygusal ve güzel gönüllü olduğunu anlatmış olacağım, şimdi sizlerle paylaşacağım tamamen gerçek bir hikâye ile.

Okuyanlar hatırlayacaktır, ilkyazımda sizlere internetteki bir paylaşım sitesinden bahsetmiştim. O paylaşım sitesinde çok sayıda arkadaşım oldu. Ben Türkiye’de yaşayanlarla daha çok mesajlaşıyorum ama çok sık olmasa bile diğerleriyle de mesajlaşıyorum.

O paylaşım sitesinde üye olduğum ilk günlerden beri Romanya’da yaşayan bir Romen hanımla arkadaş olduk, adı Kristina. Kristina kendi deyişiyle, garip biri olduğumu düşündüğü için benimle arkadaş olmuştu. Bu Romen arkadaş neredeyse bütün gün çevrimiçiydi, bana da sık sık kısa mesajlar gönderiyordu.

Alışmıştım siteyi her açtığımda Kiristina’yı çevrimiçi görmeye ve kendisinden gelen kısa mesajlarına. Bir ara fark ettim ki birkaç gündür hem çevrimiçi görünmüyor hem de bana artık mesaj göndermiyor. Meraklandım ve bu defa ben ona kısa bir mesaj bıraktım, iyi misin, diye sordum.

Daha iyi olacağım inşallah diye bir cevap alınca Kristina’dan, iyice meraklandım ve tekrar mesaj gönderdim, sorun ne, diye sordum. Gelen cevap beni şok etti. İkinci mesajı gönderirken bu kadar ciddi bir olay olduğunu hiç düşünememiştim.

Bir gözü görmemeye başlayınca doktora gitmiş ve beyninde tümör olduğu tespit edilmişti. En kısa sürede ameliyat olması gerekiyordu.

O mesajlardan hemen anlaşılıyordu Kiristina’nın ruh hali. İkinci mesajı okuduktan sonra kendimi çok çaresiz hissetmiştim. Keşke Romanya’da olsaydım ve ona destek olabilseydim diyordum kendi kendime.

Biraz ağladıktan sonra yapabileceğim tek bir şey olduğunu düşündüm ve yapmaya karar verdim, listemdeki bütün arkadaşlara mesaj gönderecektim.

Bunu yapmadan önce bazı endişelerim vardı. Yardım isteğine ilişkin mesajımın ne kadar ciddiye alınacağına dair. Çünkü çok sık birileri için çeşitli yardımlar isteniyor ve bizlere mesajlarla bildiriliyor. Çoğu zaman okumadan siliyoruz bu mesajları, ciddiyetten uzak buluyoruz.

Evet endişelerim vardı ama yine de denemeliydim. Bir tek mesaj hazırladım, hem Türkçe hem Romence ve listemdeki bütün arkadaşlardan arkadaşım Kristina’ya manevi destek vermelerini rica ettim, iyi dileklerde bulunmanın ve bir dua bile etmenin hasta olan arkadaşımıza çok iyi geleceğini düşündüm.

Fiziksel olarak, hasta olan arkadaşımızın yanında olamasak bile, dualarımızla ve manevi desteğimizle arkadaşımızın kendisini daha güçlü hissedeceğine inanıyordum.

Hasta arkadaşım için çok üzülüyordum, Romanya’da kimseden yeterince manevi destek alamayacağından endişe ediyordum.

Endişemin haklı nedenleri vardı, Romanya’da insanlar çok değişti, maneviyat çok geride kaldı, maddiyat hep ön sırada. Ben kendim bir olay yaşadım ve adeta şok oldum. Daha önce de çok sayıda olay gördüm ve yaşadım ama insanların bu kadar değiştiklerini hiç tahmin edememiştim.

Hasta olan arkadaşımızın hikâyesine az sonra döneceğim ama sizlere ülkemde yaşadığım son olayı anlatmak istiyorum ki böylece neden hasta olan arkadaşım için endişelendiğimi de daha iyi anlarsınız.

Birkaç yıl önce annem hastaneye kaldırıldığı için ben de apar topar Romanya’ya gitmek zorunda kalmıştım ama aklım Türkiye’de kalmıştı, çünkü eşimin bir arkadaşının oğlu çok hastaydı.

Romanya’ ya gittim ama Türkiye de ki arkadaşlar sağ olsunlar beni hiç habersiz bırakmadılar. İlk gittiğim günlerde annem daha kötüydü ama çok çabuk toparlandı. Aynı sıralarda Türkiye’den de güzel bir haber geldi, eşimin arkadaşının oğlu konuşmuş ve galiba biraz hareket de etmişti.

Çok rahatlamıştım, Türkiye’ye dönebilmek için annemin taburcu olmasını bekliyordum. Dönmeme çok yakın bir zamandı, oğlumla annemi ziyaret etmek için hastaneye tam kavuşmuştum ki cep telefonumun yeni mesaj geldiğinde çalan uyarı sesini duydum.

Hastane görevlisinden, annemin odasını aramasını, bahçede olduğumu haber vermesini rica ettikten sonra oğlumla bir bankta oturduk ve annemi beklerken cep telefonuma gelen mesajı okudum. Mesaj Türkiye’den bir arkadaşımdan gelmişti ve eşimin arkadaşının oğlunun vefat ettiğini haber veriyordu.

Ben mesajı okurken annem de yanımıza geldi ve muhtemelen ben çok kötü görünüyordum ki annem bir an için çok korktu. Bir an için tereddüt ettim, anneme söylesem mi söylemesem mi, ama kendisinden bir şey sakladığımı düşünmesin diye anlattım. Neden bu kadar umursadığıma ve üzüldüğüme şaşırdı, hem de sana niye haber veriyorlar ki, dedi. Torunları yaşındaki bir çocuğun vefatını bu denli sıradan bir olay gibi algılaması beni korkunç derecede üzdü.

Türkiye’ye bir an önce dönmek istiyordum, benimle vedalaşmaya gelenlerden de aynı tavrı gördükçe çıldıracak gibi oluyordum. Gelenlerin neredeyse tümü sözde teselli etmeye çalışıyorlardı beni ve sıralamaya başlıyorlardı, çok sayıda vefat eden insanın ismini ve ölüm nedenlerini.

Türkiye’ye dönmeden önce korkunç birkaç gün geçirdim. Birkaç gün içinde çok sayıda akrabamın vefatını öğrenmişim. Hiç kimse bana daha önce söyleme ihtiyacı duymamıştı, unuttuk dediler. Bu kadar basit onlar için, ne bir üzüntü, ne de vefat eden insanların anıları…

Evet, işte Romanya’daki bu insanlık hallerinden dolayı o hanım arkadaş için çok üzülüyordum. Ancak paylaşım sitesindeki bütün arkadaşlarım hemen mesaj yağmuruna tutmaya başladılar hasta olan arkadaşımı.

Bir iki gün sonra bir baktım ki Kristina eski neşesine tekrar kavuştu ve büyük bir inançla ameliyata gireceği günü beklemeye başladı.

Kiristina, çok sayıda Türkçe mesaj aldığı için, iyi dileklerde bulunmayı, kısa dualar etmeyi öğrenmişti ve kendisi de bu duaları tekrar ediyordu artık.

Ameliyatta girmeden önce kendisiyle ilk defa telefonla konuştuk, sesimi merak etmişti. Derken ameliyat gerçekleşti ve tam bir mucize oldu, aynı gün arkadaşımız gözlerini açtı, su bile içti. Bu bilgileri ben onun en yakın arkadaşından alıyordum, bu bir mucize diyordu arkadaşı. Doktoru bile büyük bir şaşkınlık içinde, nasıl olur da bu kadar çabuk olumlu tepki verebildi, demiş. Kristina, ameliyat olduktan iki gün sonra, gece beni tekrar aradı, inanılmaz bir duyguydu. Şimdi o arkadaşım çok iyi. Çok kısa bir sürede iyileşti.

Ben de böylece, Türkiye’ de çok şükür ki insanlığın ölmediğini bu vesileyle bir kez daha görmüş oldum. Şükürler olsun ki rabbim dualarımızı kabul etti ve bizlere duanın önemini bir kez daha gösterdi.

Bizi yaratan, yerin göğün sahibi, rızkımızı veren rabbim dualarımızın karşılığını daima alacağımızı göstermek için o arkadaşımızı çok kısa bir sürede iyileştirdi.

İnancımızı kaybetmediğimiz sürece, samimi dualarımızın daima kabul edildiğini rabbim bir kez daha gösterdi bize.

İnancımızı hiç kaybetmeyelim inşallah.

Fatiha Suresi’nin “Yalnız sana ibadet eder, yalnız senden yardım dileriz” ayetiyle bütün namazlarda tekrar ettiğimiz gibi,  yalnızca Allah’tan yardım istemeye devam edelim.

Dualarımıza devam edelim, dualarımıza güvenelim. Asla ümitsizliğe kapılmayalım.

Ameliyat olan arkadaşıma dualarıyla destek olan paylaşım sitesindeki tüm arkadaşlarıma bu yazımla hem teşekkür etmek istedim, hem de bu vesileyle onlardan neden hasta olan arkadaşıma manevi destek vermelerini ve dualarını eksik etmemelerini istediğimi de açıklamış oldum böylece.

İşte böyle bir dua arkadaşlığı ve Allah’tan gelen şifa…

Kristina’ya aramıza tekrar hoş geldin, arkadaşlarıma da iyi ki varsınız, diyorum.

Allah hepsinden razı olur inşallah.

31 Ağustos 2009 Pazartesi / timeturk.com

Bir dua arkadaşlığı hikâyesi  Bir dua arkadaşlığı hikâyesi  Bir dua arkadaşlığı hikâyesi 

Share

BIR YORUM YAZIN

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir