Darbe ile panik mi, adalete nanik mi?

blank

TEODORA DONİ
Darbe ile panik mi, adalete nanik mi?
 
Uzun yıllar bu ülkenin insanlarını komünizm ile korkuttular,  darbelere gerekçe yaptılar. Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği dağılınca başka korkular arandı, bulundu. Şeriat büyük tehlike, dediler. Yeni darbeler yaptılar. O korku da aşılınca ve bu ülke nasılsa darbelerden çok çekmiş diye şimdi de darbe ile korkutmayı deniyor birileri.  Üstelik bu ülkenin düşünen aydın insanları artık bu ülkede darbe olmaz, olamaz demeye başlamışken. Evet, tam da böyle bir dönemde kimler, niçin ve nasıl darbe ile korkutabilir insanları diyeceksiniz, anlatayım.

Takip edenler hatırlayacaktır, geçen hafta Sayın Başbakan Ceza Muhakemesi Kanununun Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemelerinin çalışma esaslarını düzenleyen 250. 251. ve 252.  maddelerinde değişiklik için hazırlıklara başlandığını doğrulamıştı. Ayrıca hazırlıkların sadece bu maddelere yönelik olmadığını,  4 ayrı paket üzerinde Adalet Bakanlığının çalışma yaptığını söylemişti. Bu haberin ardından birileri de değişikliklerin mahiyeti tam olarak belli olmadığı halde sadece CMK’nun 250. maddesindeki değişikliğin bile önemli sonuçlarının olacağını, Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemelerindeki “Ergenekon” “Balyoz”  gibi davalarda tutuklu yargılanan yaklaşık 800 kişinin tahliye edilebileceğini iddia etmişti.

Evet, buraya kadar yazdıklarımda şaşılacak bir durum yok. Ancak 800 kişinin tahliye edilebileceğini duyan birileri de hemen yüreklere darbe korkusu salmanın gayretine girmiş ki işte benim şaşkınlığımın sebebi onlar. Neymiş efendim, bu 800 kişinin çoğu yüksek rütbeli subaylar, albaylar, generallermiş ve bunlar tahliye olur olmaz orduda hazır kıta bekleyen cuntayı harekete geçirecek darbe yapacakmış. Böylece cezaevinde geçen günlerin intikamı hükümetten alınacakmış. Silivri’de tutuklu bulunan iki generalin ortaya çıkan ses bandı da bunun en belirgin kanıtıymış.

Devlette ve toplumda büyük bir dönüşümü gerçekleştirmeye yönelik önemli adımlar atan, bunun için milletin de büyük desteğini alan ve darbecilere karşı ciddi bir hukuk mücadelesi başlatan AK Parti iktidarı şimdi bu değişiklikle, ülkeyi yeniden büyük bir tehlikenin eşiğine getiriyormuş, kendi ayağına kurşun sıkıyormuş. Merak ediyorum acaba AK Parti derken bu itham sadece hükümete mi karşı yoksa bu partiye oy veren milletin % 50 çoğunluğuna mı?  Hem bu değişiklikle neden milletin değil de sadece AK Parti’nin kendi ayağına kurşun sıkmış olacağı söyleniyor bunu da sormak istiyorum. Millet mi umursanmıyor yoksa sadece AK Parti mi korkutulmak isteniyor.

Eğer amaç korkuyla birlikte bütün toplumda algı karışıklığı meydana getirmek ise bu şekilde olmaz, biraz daha çalışmalısınız bence. Yılların eskimiş şablonlarını kullanarak bunu başaramazsınız. Yeni, yepyeni korkular icat etmelisiniz, hem bu sayede tarihe de geçmiş olursunuz belki. Gerçi bu eskimiş şablonla varsayalım ki başarılı oldunuz, peki bu size nasıl bir yarar sağlayacak, onu da merak ediyorum. Şimdi bu yaptığınız darbe ile panik mi yoksa adalete nanik mi? Lütfen, ciddiye almadığım düşünülmesin, biraz ironi yapmaya çalışıyorum, hepsi bu. Belki meramımız böylece anlaşılır diye.

İroni yapmadan serinkanlılıkla sakin sakin bu konuyu yazmak kolay değil. Nasıl olsun ki baksanıza duyan da bu değişiklikle darbeye teşebbüssün suç olmaktan çıkarılacağını sanacak. Hukukça değilim ama tahmin edebildiğim kadarıyla eğer tahliyeler olacaksa bu demektir ki değişiklik tutuklama şartlarında yapılacaktır ki böyle bir değişiklik bence de çok gerekli. Çünkü hiçbir sanığın karar verilmedikçe verilmiş gibi hapsedilmesi hiç de hukuki ve adil kabul edilemez.

İnsanlar artık darbeden değil umulmadık bir anda gözaltına alınmaktan,  aylarca tutuklu kalmaktan korkuyorlar.  Bir arkadaşımızın kaybettiği kimlik belgesini kendisine getiren polisleri birden evinin kapısında gördüğünde çok korktuğunu ilk aklına gelenin gözaltına alınmak olduğunu bize anlatırken bile gözlerinde ve sesinde o korku vardı.  Bu korkuyla yaşayan binlerce insana sadece bir örnek bu… Tutuklama şartları ağırlaştırılmadıkça, açık ve kesin gerekliliklere bağlanmadıkça bu korku devam edecek.

Darbecilerin apar topar cezaevine konulmasıyla yürek soğutabilirsiniz ama unutulmamalı ki suçu sabit oluncaya kadar herkes suçsuzdur, aynı durum hepimizin başına gelebilir ve adalet herkes içindir. Eğer yasada yapılacak değişikliklerde adaletten yana bir endişe varsa bu endişe beraberinde yararlı önerilerle dile getirilebilir elbette.  Öyle kendi ayağına kurşun sıkıyorsun diyerek değil.

Adalet herkese lazım ve bunun da ötesinde hakkı savunmak ve adaleti talep etmek de hepimiz için bir sorumluluk diyerek sözü gazeteci-yazar Ali Akel kardeşimize getirmek istiyorum.

Doğrusu gazetemizde köşe yazıları yazıncaya kadar ismini bilmiyordum. Geçtiğimiz hafta gazetemizden ayrılıncaya kadar da gazetemizin çok eski bir çalışanı olduğunu da bilmiyordum.  Açıkçası gazetemizden ayrılmasına çok üzüldüm.

Ayrılma nedenini tartışmayacağım ancak Ali Akel’in ayrılması üzerinden hem gazetemizi ve diğer yazarlarını,  hem Sayın Başbakanı eleştiri yağmuruna tutanların gerçekten değerli bir kalemi savunmak, bir haksızlığa karşı durmak ya da bir hatayı düzeltmek derdinde olduklarını düşünmüyorum.  Eminim ki Ali Akel kardeşimizin daha önceki köşe yazılarını da okumamışlardır.  Maksatları üzüm yemek değil, bağcıyı dövmek, fırsat bu fırsat deyip.

Oysa hakikaten çok önemli analizler, özgün tespitler vardı o yazılarında. Kendi payıma söylemek istiyorum ki Ali Akel’in yazılarını aynı ilgiyle okumaya devam edeceğim nerede yazarsa yazsın. Gönül ister ki tabii yine Yeni Şafak’ta…

4 Haziran 2012 Pazartesi / Yeni Şafak
Share

BIR YORUM YAZIN

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir