İnsafın okulu yok

TEODORA DONİ İnsafın okulu yok

TEODORA DONİ
İnsafın okulu yok
 
Yazar bir arkadaşıma, yazısında aynı cümleyi şarkı nakaratı gibi neden tekrar ettiğini sorduğumda, “eğer suyun çıkmasını istiyorsanız kazmayı aynı yere vurun”, demişti. Evet, galiba biz de eğer sorunları gerçekten çözmek, sonuç almak istiyorsak hem birbirimizi desteklememiz hem de tamamlamamız ve önemli konuları ısrarla vurgulamamız gerek diye düşünüyorum, tabii ki gündeme takılıp kalmadan. Çünkü gündemdeki “büyük meseleler” hiç bitmiyor ve bitecek gibi de görünmüyor. Biri bitiyor bir diğeri başlıyor ve bu arada gerçek sorunlar da çoğu kez gözümüzden kaçıyor. Nasıl mı? Mesela çocuklarımızın geleceğinin nasıl karartıldığını, nasıl mahvedildiğini fark etmiyoruz bile.
 
Türkiye İstatistik Kurumunun, “yaşam memnuniyeti“ araştırması sonuçlarına göre halkın % 89’u çok mutlu olduğunu açıklamış.  Bu ülkenin insanı çok fedakâr ve şükretmeyi biliyor, kabul ediyorum, ancak yine de kanaatkâr olmak başka, mutlu olmak başka. Sadece geçtiğimiz günlerde Muğla Fethiye'de yaşanan olay bile halkın ne kadar mutlu olduğunu açıklamaya yeter sanırım. Sipahi ailesi iki çocuğunu dershaneye vermiş ve baba işsiz kalıp senetler ödenemeyince, dershane borcu için senetlere imza atan anne cezaevine girmiş. On sekiz yaşındaki Soner bu duruma çok üzülmüş ve intihar etmiş.  Bu olay sadece gazetelerin üçüncü sayfalarında haber olarak yer almakla kalmadı çok şükür. Olayı gazetemiz Yeni Şafak yazarlarından Sema Karabıyık kendi köşesinde “Bir hukuk dramı: Borcunu hayatıyla ödemek!” başlığıyla, Tarık Tufan da Star gazetesinde, Açık Görüş’de “Dershaneler kapatılsın çocuk parkı yapılsın” başlığıyla yazdı. Yazımın başında dediğim gibi eğer sonuç almak istiyorsak birbirimizi desteklemeli ve tamamlamalıyız diye düşündüğüm için konuyu bir kez de ben dile getirmek istedim. Konu eğitim,  geleceğimiz olan çocukların eğitimi ve gündemdeki bütün konulardan çok daha önemli. Elbette sadece devleti suçlayarak bir yere varamayız ve sorumluluktan da kurtulamayız.
 
Herkes istiyor ki çocuğu iyi eğitim alsın ve iyi eğitimden kastedilen de bir üniversiteden mezun olmak, bu ülkede iyi eğitimin tanımı ne yazık ki bu. Bu iyi eğitimi alan bazı insanlara “Mısır piramitlerinin Türkiye’den kaçırıldığı” söylendiğinde inanabiliyorlar, birçoğunuz televizyonlardan izlemişsinizdir benzer röportajları. Bir akademisyen arkadaşım da girdiği İslam Tarihi dersinde Sahabe nedir diye sorduğunda bazı öğrencilerin kendisine “Sahabe, ileri gelen, önde gelen insandır, eğer çalışırsanız siz de sahabe olabilirsiniz” cevabını verdiğini anlatmıştı ki bu hepten içler acısı. Biz bu eğitimin tanımını, sonuçlarını hiç mi tartışmayacağız. Sabahleyin okula giden çocukların yollarda bir yandan yürürlerken diğer yandan ellerindeki soru kitapçıklarına dalıp karşıdan karşıya geçtiklerini fark etmeyerek hem kendilerinin hem de sürücülerin hayatını tehlikeye attıklarını, nasıl böylesine yarış atı haline getirildiklerini hiç mi tartışmayacağız.
 
Çocukların eğitiminden, İslam tarihi ve sahabelerden söz açmışken, çocuklar için yararlı, çok güzel iki çalışmadan bahsetmek istiyorum, eğitimci yazar Çetin Duran’ın, Beka yayınlarından çıkan “Portakal Kızım“ ve “Toprak Gönüllüler” adlarındaki romanlarından.   Birini ben okudum diğerini kızım. Kızımın okuduğu “Toprak Gönüllüler” romanına baktığımda,  kızımın özellikle dini konuların geçtiği satırların altını çizmiş olduğunu gördüm ki sanırım yazarın da yazarken asıl amacı buydu.  “Portakal Kızım” romanını okurken keşke tekrar çocuk olsaydım ve okuduğum kitaplarda dinimiz bu şekilde anlatılsaydı, dedim. Sayın Çetin Duran’a çok teşekkür ediyorum bu güzel kitaplar için.
 
Biliyorsunuz geçenlerde üniversiteye giriş sınavları vardı. Sınavdan iki gün sonra Rumen bir hanım arkadaşım aradı. Kendisinin de o sınava girdiğini ve internetten sınavın cevaplarına baktığını, çok yüksek bir puan beklediğini söyledi. Üç çocuk sahibi bu arkadaşım, dershaneye hiç gitmemiş, çocuklarından biri henüz bebek sayılır. Demek ki dershaneye gerek yok aslında, dershanesiz de başarılabiliyor. Bunun benzer örnekleri çokça var. Buna rağmen sistem dershaneleri bir zorunluluk gibi dayatıyor ve anne babalar da bu uğurda her türlü fedakârlığı göze alıyor. Sonuç:  Anneler hapishaneye giriyor, Sonerler intihar ediyor ve içimiz çok acıyor.
 
Diğer yandan çok iyi puanlar almış ve saygınlığı olan üniversitelere gitmiş çocuklara baktığımızda da içimiz acıyor aslında. Bu çocuklar neden bu kadar bilgisiz, ruhsuz ve mutsuz diye. Neden anne babaları onların üniversiteyi bitirmesiyle gurur duyamıyor. Neden anne babaları bu çocuklarla bir iki nesil önceki anne babalar gibi sadece bakışlarıyla iyi bir iletişim kuramıyor. Ne çocuklar ne de aileler mutlu. Çünkü ta baştan yanlış başlıyor veya başlatılıyor herşey. Şimdi anne babalar sayıları bile sadece ezberletiyorlar çocuklara. Çoktan unutmuş olmalılar ki artık sayıları bile çocuklarına öğretemiyorlar kendilerinin dedelerinden veya ninelerinden öğrendikleri gibi: Bir nedir? Allah. / İki nedir? Teyemmümün farzları. / Üç nedir? Guslün farzları. / Dört nedir? Abdestin farzları. / Beş nedir? İslam’ın şartları. / Altı nedir? İmanın şartları. /  Yedi nedir? Cehennemin kapıları. / Sekiz nedir? Cennetin kapıları. / Dokuz nedir? Hz. Peygamberin hanımları./ On nedir? Aşere- i Mübeşşere, yani cennetle müjdelenen on Sahabi.
 
Çocukların kişilik ve ahlak gelişiminin ise ne okulda ne aile içi eğitimde yeri kalmamış neredeyse. Her türlü eğitimin amacı sadece ve sadece iyi para getirecek bir iş sahibi olmak. Ne yazık ki çocuklarımız için kurabildiğimiz hayal sadece bu ve böyle olunca da dershaneler büyük bir ticari hırsla şubelerine şubeler eklemeye devam ediyorlar. Eğitim hizmetlerine para bulaştıkça ve ahlak yozlaştıkça daha çok intihar edecek çocuğumuz var demektir sırada. Annelere, babalara, öğretmenlere, yetkililere, sorumluluk payı olan herkese seslenmek istiyorum, lütfen yüreklerimizdeki sevgiyi, merhameti yoklayalım ve hatırlayalım ki çocuklarına, gençlerine sahip olmayan bir ülkenin çok karanlıktır geleceği ve ne yazık ki insafın okulu yok.
 
19 Nisan 2010 Pazartesi / Yeni Şafak

İnsafın okulu yok

Share

BIR YORUM YAZIN

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir