Kalemiyle Bir İslam Savaşçısı

TEODORA DONİ Kalemiyle Bir İslam Savaşçısı

TEODORA DONİ
Kalemiyle Bir İslam Savaşçısı
 

Said Nursi'nin çağrıştırdıkları:  Öncelikle iman ve bismillah … Sonra Bediüzzaman Fena ve beka (fani dünya ve ebedi ahiret yurdu)… Merhamet ve zulümTevbe ve günahÖdül ve cezaCennet ve cehennem (“zalimler için yaşasın cehennem” sözü unutulmaz)… Sonra yine iman, en çok iman…

Bana göre Said Nursi:  Bir İslam savaşçısı… Kalbiyle bir İslam savaşçısı… İman dolu kalbiyle… Beyniyle bir İslam savaşçısı…  Her hücresi Kur’an nuruyla aydınlanmış beyniyle… Bedeniyle bir İslam savaşçısı… Cephelerde savaşan, sürgünlerde, zindanlarda yaşayan ama yıkılmayan bedeniyle…

Kalemiyle bir İslam savaşçısı… İslam milletine Risale-i Nurları armağan eden kalemiyle…  Diliyle bir İslam savaşçısı…  Bütün sorulara eksiksiz cevap veren, insanları Hakka çağıran diliyle… Farklı bir zekâ, geniş bir ufuk…

Ancak anlaşılmadığını düşünüyorum. Hatta hayran görünüp de aslında istismar edenlerin zaten hiç anlamaya gerek duymadığını, bu yüzden de yanlış anlaşıldığını ve bunun anlaşılmamaktan daha kötü olduğunu düşünüyorum.

Bugünlerde Sait Nursi çok sık geliyor aklıma, birçok açılımın Türkiye’nin gündeminde olduğu bu günlerde,  zaman zaman keşke Said Nursi şu anda hayatta olsaydı dediğim oldu.

Ancak zaman zaman iyi ki bugünleri görmedi dediğim de oldu, çünkü maalesef Mehmet Akif Ersoy, Said Nursi, Necip Fazıl Kısakürek, Sezai Karakoç gibi büyük bilgelerin, İslam sevdalılarının değeri bilinmedi ve bilinmiyor. Bilinseydi ve onların fikirlerinden yararlanılsaydı, bugün yaşadığımız ağır sorunlarla belki de hiç tanışmamış bile olurduk.

Herşeyden önce bir anneyim ve çocuklarım Said Nursi gibi Kürt kökenli. Gündemdeki Kürt sorunu, İslam’ın bütünleştirici ruhunun ve söyleminin sembol isimlerinden biri ve aynı zamanda Kürt olan Said Nursi’den bağımsız çözülemez. Bunun için Kürtlerin de Türklerin de Said Nursi’yi çok iyi anlamaları gerektiğine inanıyorum.

Said Nursi’yi yeni nesle tanıtmak ve sevdirmek için yapılan çalışmaların ve gösterilen çabaların yeterli olmadığı açıkça ortada.  Bir de bu çabaların bir kısmının kötü niyetli olduğu, Risale-i Nurların bazı yayıncılar tarafından farklı farklı basıldığı, çıkarılan ya da tahrif edilen bölümler olduğu iddiasını kulaktan kulağa yayanlar var.

Yeni nesil, Said Nursi’nin bırakın eserlerini okumayı, hayat hikâyesini bile bilmiyor. Hayat hikâyesini bile okusalar büyük bir kazanç.

Bir yabancı olarak, Türkiye’de şunu da fark ettim ki çoğu insan Said Nursi’yi, Şeyh Said Palevi ile karıştırıyor. Said Nursi ile Şeyh Said aynı kişi sanılıyor. Sadece bu durum bile milletin Said Nursi’den ne kadar uzak olduğunu gösteriyor.

Rabbim bu toprakların insanlarına yeniden kendi öz değerleriyle buluşmayı, birbirleriyle barışmayı ve yeni Bediüzzamanlar yetiştirmeyi nasip etsin.
 
23 Mart 2010 Salı / Yeni Asya

Kalemiyle Bir İslam Savaşçısı Kalemiyle Bir İslam Savaşçısı

Share

BIR YORUM YAZIN

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir