Başörtülü diye…

TEODORA DONİ  Başörtülü diye…

TEODORA DONİ 
Başörtülü diye…
 

Merak, insanın doğasında var olan bir duygu ve yazılarımda isim belirtmeden eleştirdiğim bazı kimselerin kim olduklarını okuyucular merak ediyorlar, kişileri neden eleştirdiğimi ve konuyu anlasalar da. O kişilerle polemiğe girmemek için çoğu zaman isim belirtmemeye özen gösteriyorum. Lakin bu defa daha önceki yazılarımdan birinde eleştirdiğim birinin ismi ister istemez deşifre olacak bu yazımda.

Evet, “Haset, medya ve siyaset” başlıklı yazımda isim belirtmeden Av. Hayati İnanç’ın bazı tavırlarını eleştirmiştim. Her ne kadar bazıları bana çok tepki göstermiş ve Sayın İnanç’ın durumdan haberdar olmadığını iddia etmişlerse de ben aksini düşünmeye devam ettim, ediyorum da.

İki gün önce, takip ettiğim birkaç yazar arkadaşın yazılarını okumak için internette İlahiyathaber’e bakıyordum. Yazıları okumadan önce bir haber dikkatimi çekti. Haber, “Başörtülü olduğu için stüdyodan çıkartıldı” başlığıyla verilmiş. Haberi okuduktan sonra anladım ki haberin kaynağı “Timeturk” ve haberi bir kez de Timetürk’ten okudum:

TRT’de yayınlanan ‘Can Veren Pervaneler’ programına konuk olarak davet edilen Edebiyat ve Müzik araştırmacısı Zeynep Yıldız başörtülü olduğu gerekçesiyle yayına alınmadı. Program için İstanbul'dan Ankara'ya giden Zeynep Yıldız, ilk olarak TRT misafirhanesinde ağırlandı. Ardından çekim önü makyajı yapılmak üzere yayına hazırlığı gerçekleştirildi. Katılım için gerekli işlemler yapıldığı sırada başlamak üzere olan program ve TRT adına 2010 Türkiye'sinde "tam bir skandal" yaşandı. Başlangıca dakikalar kala kendisini yayına alamayacakları bilgisi verilen Zeynep Yıldız şok oldu. Bir an şaşkınlık yaşayan konuk Yıldız ısrarla sormasına rağmen uzun süre yayına alınmama gerekçesini öğrenemedi. Merak ve ısrarını kararlılıkla sürdüren mağdur konuğa ilerleyen dakikalarda başörtülü olduğu için programa alınmadığı bilgisi verildi.”

Şimdi okuyucular diyecek ki bu haberin Sayın İnanç’la ne alakası var. Alakası haberin devamında:

“Yaşanan skandal gelişmenin bilgisinin TİMETURK haber merkezine gelmesi üzerine gün boyu ısrarlı bir şekilde e-posta ve telefonla program sunucusunu arayan haber ekibimiz hiçbir şekilde cevap alamadı. Farklı bir numara üzerinden arama yapan ekibimize bu kez cevap veren Av. Nur Hayati İnanç, önce Zeynep Yıldız’ın stüdyodan çıkartıldığını kabul ederek gerekçe olarak stüdyoda yer kalmamasını gösterdi. Ardından Divan Edebiyatı ile ilgileniyorsanız, sizi de programa konuk alalım teklifi alan TİMETURK muhabirinin bu teklifi geri çevirmesi üzerine başörtülü olduğu için stüdyodan çıkartılan Zeynep Yıldız’ı arayıp görüşeceğini belirtti. Görüşmenin bir kaç dakika sonrasında TİMETURK haber merkezini arayan sunucu İnanç, şunları anlattı: "Konuğu stüdyodan çıkarma talebi yönetmenden geldi ve bana ‘Konuk başörtülü, bu şekilde konuğu programa alamayız. Konuğa bunu siz söyleyiniz’ dedi. Ben de, ‘başörtülü diye cüzamlı muamelesi yapmak kırıcı olur’ dememe rağmen ikna edemedim. Maalesef konuk programa alınmadı. Ama ilerleyen programlardan birine almayı düşünüyorum". Konudan TRT yönetiminin haberdar olduğunu sanmıyorum diyen İnanç, ekliyor; “Zaten konuklara ben değil yapımcı ve yönetmen karar veriyor. Ben sadece sunuyorum.”

Kendimi bildim bileli komplo teorilerine fazla itibar etmem lakin bu habere verilen tepkilerden bazıları tam tahmin ettiğim gibi oldu ve referanduma çok az bir zaman kaldığı için birileri son kozlarını kullanıyorlar pervasızca ve saygısızca. Bunu yaparak bir şekilde hükümeti ve dolaysıyla Ak Parti’yi zor durumda bırakmak istediklerini düşünüyorum. Evet, öyle düşünüyorum ve bu saygısızca, bu pervasızca davranışa, bir hanım kardeşimizin başörtüsü üzerinden siyaset yapılmasına şaşırmıyorum çünkü bu saygısızlık bu ülkede yıllardır sürüp gidiyor. Şaşırmıyoruz ama bu demek değil ki sessiz kalacağız bu saygısızlığa karşı.

Sayın İnanç, Timeturk’e yaptığı açıklamasıyla her ne kadar kendisinin sorumlu olmadığını anlatmaya çalışmışsa da (ki çelişkilerle dolu bir açıklama) haberden de anlaşılacağı üzere muhabire haddini aşan teklifinden dolayı kendisini kınıyorum. Muhabirin programa konuk olmak için kendisini aramadığını bile bile adeta alay edercesine muhabire “Divan Edebiyatı ile ilgileniyorsanız, sizi de programa konuk alalım”  demek de ne oluyor. Başörtüsü nedeniyle programa alınmayan Zeynep Yıldız’ın Divan Edebiyatı ile ilgisi yok muydu, edebiyat ve müzik araştırmacısı değil miydi? Sayın İnanç programa konuk olmasını teklif ederek Timeturk muhabiriyle alay edeceğine, program yönetmeninin isteğine karşı çıkıp edebiyata ve inanca olan saygısını gösteremez miydi?

İşte tam bu noktada sormak gerekiyor. Hepimizin vergileriyle finanse edilen, yani herhangi bir şahsa ya da guruba değil tümüyle millete ait olan, milletin, Türkiye’nin televizyonunda, nasıl oluyor da bir yönetmen konusunun uzmanı ve de davet edilmiş birini son anda başörtüsü nedeniyle programa alamayabiliyor, buna nasıl cüret edebiliyor. Adı üstünde, TRT, “Türkiye Radyo Televizyonu”. O televizyonda çoğunluğu Müslüman olan bu milletin her bir ferdinin hakkı var.

O zaman yönetmenin ve varsa bu bu olaydan sorumlu diğer yetkililerin bu cüretinin, bu pervasızlığının kaynağı ne? Bunu tekrar tekrar herkes kendi kendine sormalı ve cevabını mutlaka verebilmeli. Bu pervasızlığa, bu saygısızlığa cüret edenler acaba milletin suskunluğundan mı cesaret alıyorlar.

Yaşadığımız kutlu oruç günlerinin yaklaşan bayram arifesinde böyle haberlerin son olmasını diliyor ve şimdiden Bayramımız mübarek olsun diyorum.

 6 Eylül 2010 Pazartesi / Yeni Şafak

Başörtülü diye…   Başörtülü diye…  Başörtülü diye…

Share

BIR YORUM YAZIN

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir