“Bir yalnızlık bildi beni, bir de kimsesiz türküler”

blank

TEODORA DONİ
"Bir yalnızlık bildi beni, bir de kimsesiz türküler"
 
Bugün kutlu oruç günlerinin başladığı mübarek Ramazan ayının ilk günü ve hepimiz bunun için daha önce birçok hazırlık yaptık. Kilerimizi doldurduk, bedenimiz için tatilimizi bu döneme denk getirdik ama hazırlıkların en önemlisini her zamanki gibi unuttuk. Ruhumuzu, yüreğimizi unuttuk, bunun için hiçbir hazırlık yapmadık.  Açıkçası ben son zamanlarda insanlara kırgınım biraz da küskün.. Hissettiğim daha çok çaresizlik ve ümitsizlik. Akan kanlar bizim kanımız diye yazıyoruz kimse umursamıyor,  çocuklar açlıktan ölüyor diyoruz kimse umursamıyor ve ben bu duruma çok üzülüyorum. Daha üzücü olanı ise bazı cesur ve muhalif bildiklerimizin de aynı umursamazlık içerisinde olmaları ve bununla kalmayıp muhalifliklerinde de giderek ciddiyetten uzaklaşmaları.

Oysa muhaliflik önce kendi nefsimize karşı olmakla başlar ki nefislerimizi daha çok terbiye etmemiz gereken şu kutlu oruç günlerinde ne demek istediğimin daha kolay anlaşılacağını umuyorum. Bunun için  ayrıca kısa bir süre önce Harun Karaburç kardeşimizin gazetemiz Yeni Şafak Kitap eki için hazırladığı " muhalif yazar kimdir ve edebiyata etkisi nedir" konulu  soruşturma dosyasına verdiğim cevaptan bir kaç cümleyi de sizlerle paylaşmak istiyorum: "Kalemiyle zulmün egemen gücüne, zalimlerin bütün alanlardaki iktidarına karşı cesurca durabilendir muhalif yazar. Bu anlamda hakikatin ve isyanın dili olabilendir muhalif yazar. Mazlumun çığlığını kulak tırmalayan bir çığırtkanlıkla değil, adeta bir şiir gibi bir şarkı gibi en etkili bir şekilde haykırabilendir muhalif yazar…"

Açıkçası son zamanlarda olup bitenlere ilişkin değerlendirmelere bakıp çok az kalem sahibinin hakikatle ilgilendiğini görmek gerçekten üzücü bir durum. Çok fazla araştırmaya gerek yok, arşivleri taramaya da.  Gazetelerin bugünkü sayılarına bakmak yeterli. Hiç de iç acıcı olmayan bu durumu uzun uzun anlatmak ve daha da üzülmek yerine bize her şeye rağmen umut var dedirtecek  şair, yazar Mehmet Ragıp Karcı ağabeyin bana e-maille gönderdiği o muhteşem şiirinden bir bölümle sizleri baş başa bırakıyorum:

“ 'Sana bir duadan baktım efendim'
Ellerimden baktım
Eteğine yapışsa kalsa kalbim diyerek
Gönlümü alıp götürse adımların diyerek
Uykulara, rüyalara hayâllere
Ve şefkat dediler adına dadandım
Ve rüyalardan çıkardılar beni
Gözlerimi aynalara tuttular
Utandım, utandım, utandım

Beni bilmezdi  bu sokaklar bu karanlık
Uykularıma yılanlar savrulurken buldum
İçimin köpeklerini
Ruhumun kemiklerini sayarak ve ağızları sulanarak
Arada akrepler koklardı ellerimi
Bir elime tuttular iğnelerini, bir beynime
Ellerim beni unuttular
Ayaklarım ben uykudayken beni bir tenhaya bıraktılar
Bir yalnızlık bildi beni, bir de kimsesiz türküler
Yandım yandım yandım

Sonra adın söylendi
Binlerce adın söylendi
Selamlar verildi selamlar alındı
Sana göklerden ve yerlerden ve aralarındaki her şeyden
Selamlar getirildi
Kendimi bildim
Adın söylendi ve bitti karanlık
İnandım inandım inandım

Şimdi doğduğunu kutluyor şiirler
Seni söylemeye susamış sözler geliyor
Adının çeşmelerinde yıkanıyor rüyalar
Hayaller yeniden bir bir elden geçiyor
Titremeye mecâli kalsa kelimelerin
Seni söyleyecekler, sana söyleyecekler
Senden söyleyecekler
Suların, denizlerin, yerin altında kaynayan ateşlerin
Ve hüznün ve hayat denen hatıranın
Nayâline dadandım, kalbim adına dadandı
Merhametine dadandım
Say ki adını ve sesini içtim
Kandım kandım kandım"

Evet, umut var. Yeter ki şairin dediği anlamda ve şair gibi  "utandım, yandım, inandım, kandım" diyebilelim şu kutlu oruç günlerinde ki "Orucumuz Kabul Ramazanımız Mübarek Olsun".

1 Ağustos 2011 Pazartesi / Yeni Şafak
Share

BIR YORUM YAZIN

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir