Çocuklar için Adalet Çağırıcıları’nın başarısı

TEODORA DONİ  Çocuklar için Adalet Çağırıcıları’nın başarısı

TEODORA DONİ 
Çocuklar için Adalet Çağırıcıları’nın başarısı
 

“yıkılma sakın / sürmekte akın / ve devrim yakın”. Bu dizeler, şair yazar Sıtkı Caney’in, Timeturk’teki “Hazır mıyız arkadaşlar” başlıklı yazısından. Belki farklı duygularla yazılmış ama ben birkaç gündür bu dizelerin sanki Çocuklar İçin Adalet Çağırıcıları (ÇİAÇ) ile TMK Mağduru Çocuklar ve aileleri için yazıldığını, adeta onları anlattığını düşünüyorum.

Öyle sanıyorum ki onlar da umut ve direnç dolu bu dizelere benzer sözleri mutlaka sürekli tekrar ettiler kendi kendilerine. Birçoğumuzun TMK mağduru çocukların kurtuluşu için hiçbir umudun kalmadığını düşündüğü anlarda bile, ÇİAÇ ve TMK Mağduru Çocukların aileleri asla yıkılmadılar, yılmadılar, mücadeleye devam ettiler. Belki Sıtkı Caney’in dediği gibi devrim “yakın” olmadı, kolay da olmadı ama sonunda büyük bir başarı elde edildi. ÇİAÇ Türkiye’de bir ilki gerçekleştirdi.

Gazetemiz Yeni Şafak yazarlarından Ayşe Böhürler’in  “Size Beyaz Haberlerim Var… “ başlıklı yazısında dediği gibiBu hareket şimdiye kadar birçok harekette olduğu gibi sadece tepki hareketi olmadı. Sorunun çözümünün de bir parçası oldu. Sadece itiraz etmedi, bir öneri yasa tasarısı hazırladı. Bunu taraflara ve hükümete iletti, bir diyalog başlattı. İstenilen değişikliklerin gerçekleşmesi için tartıştı, fakat kavga etmedi. Diyaloga açık bir süreç yönetti. Ya hep ya hiç üslubu ile bu paket içinde yapılabilecek olanların önünü kapatmadı. İlk defa bir sivil toplum platformu kavgayı değil çözümü önceleyerek her aşamada önerileri ile bir yasa tasarısının şekillenmesinde bu kadar aktif çalıştı.  İşledikleri suça nazaran çok ağır cezalarla cezalandırılan çocukları kurtaran, onların örgüt üyeleri tarafından istismar edilmesinin önüne geçen bu tasarının yasalaşma süreci aynı zamanda sivil toplumun doğrudan demokrasi süreçlerine katılımı açısından da önemli bir örnek teşkil edecek.“

Evet, ÇİAÇ grubu üyeleri ve TMK Mağduru Çocukların aileleri bu ülkede kesinlikle bir ilki gerçekleştirdiler. Tasarı yasalaştığından beri grubun e-mail adresine sayısız kutlama mesajı geldi, gelmeye devam ediyor. Bu e-maillerin neredeyse tamamında adları geçen Mehmet Atak, Mehmet Uçum ve Gülçin Avşar’ın önemli bir başarıyla sonuçlanan süreçteki büyük katkılarının hiç unutulmayacağına ve benzer yeni girişimler için de çok teşvik edici olacağına inanıyorum.

Bu yazımda grup üyelerinden gelen değerlendirmelere yer vermeyi düşünüyordum. Son dakikaya kadar öyle düşünmüştüm ama birden fark ettim ki Mehmet Atak’tan hiç e-mail gelmedi. Kendisini aradım, hem tebrik etmek hem de bir mesajı var mı, gruba e-mail gönderecek mi, diye sormak için. Gruba e-mail göndereceğim birazdan, şimdi onu yazıyordum, dedi ve çok kısa bir süre sonra mesajı geldi. İşte, Sayın Mehmet Atak’ın süreci çok güzel anlatan o “Veda” mesajından bazı cümleler:

“Çocuklar İçin Adalet Çağırıcıları olarak TMK Mağduru Çocuklar mücadelemizi nihayete erdiriyoruz. Hala bence ciddi eksikleri olsa da, tüm bu sürecin en gelişkini olan yasa nihayet çıktı. Tam olmasa da coğrafyanın çocuklarına çocuklukları iade edildi.  Başbakan da “tam çözüm” sözünü tama erdirmemiş olsa da tutmuş oldu.

Bu sürecin çeşitli evrelerinde fiili ya da kalbi emek vermiş tüm çağırıcılara kendi adıma çok teşekkür erdim. Artık ÇİAÇ’a veda zamanı geldi.

Unutmak ve bağışlamak mümkün mü? Zannetmiyorum. Devlet ve toplumun ortak ve yanlış kararıyla telef ettiği 4 bin çocuk bir daha asla hiç bir rehabilitasyon çalışmasıyla “hiç bir şey yaşamamış” gibi olamayacak. Unutmayacak ve bağışlamayacaklar. Ama barışabilme ihtimalleri hala mümkün…

Bir kaç hafta önce TMK Mağduru Çocukları haberleştirmek için Türkiye’ye gelen İngiliz gazeteci Alexender Christie-Miller, ÇİAÇ’nın kendisini çok şaşırttığını, Türkiye’de ilk kez partizanca olmayan bir kampanya gördüğünü söylemişti.

Bu süreçte TBMM’deki tüm partiler, TBMM  harici partiler, TC dâhili ya da harici pek çok kurum, pek çok ülkeden parlamenterle görüşüldü.

Kanun değişikliği gerçekten tam çözüm olamasa da çok önemli. Ama zaman ve mekân beraberliğinde dünyanın en iyi kanunu çıkarsanız da bu kanunların uygulayıcılarının zihniyetleri değişmedikçe mesele hiç bir zaman hakikaten çözülmeyecektir.

TC maalesef, kuruluşundan beri pek çok hatalı kararla tam bir bürokrasi cehennemi bugün. İnsan’ı; kavramlar, kurumlar karşısında rahatça harcayan bir cehennem.

Ben şahsen TMK Mağduru Çocuklara yapılanın bir “sindirme” değil “teşvik” stratejisi olduğunu söyledim hep.

Sıcak savaşın daimiliğinden, siyasi ve iktisadi olarak kimlerin nemalandığını iyi tespit etmek gerek…

Evet, Mehmet Atak’ın dediği gibi “ yasalar değişse de zihniyetler değişmedikçe”  hiçbir mesele hiç bir zaman tam olarak çözülmeyecek. Ben ÇİAÇ’ın, adalet kadar değişim için, zihniyetlerde ve gönüllerde köklü bir devrim için de çağrı yaptığını düşünüyor, yeni girişimlerle yeni çağrıların çoğalarak süreceğine inanıyorum. Şairin dediği gibi: “ve devrim yakın”.

26 Temmuz 2010 Pazartesi / Yeni Şafak
Share

BIR YORUM YAZIN

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir