“kadının bütün musibetlerin sebebi olduğunu düşünenler”

TEODORA DONİ  kadının bütün musibetlerin sebebi olduğunu düşünenler

TEODORA DONİ 
“kadının bütün musibetlerin sebebi olduğunu düşünenler”
 
“Sorunun odağında kadın var. Sen dekolte giyinirsen bu tür çirkinliklerle karşılaşman sürpriz olmaz. Tahrikten sonra sonucundan şikâyet etmen makul değil”  diyen İlahiyat Fakültesi İslam Hukuku Ana Bilim Dalı Başkanı ise ve konuya ilişkin açıklamalarını İslam’ın görüşü olarak sunuyorsa buna karşı tepkisiz kalmak, ses çıkarmamak mümkün değil.
 
Söz konusu açıklamalar herhangi bir kişinin kendi görüşü olsaydı, fikir özgürlüğü var,  beğenmesek de kendi fikri veya  “zırva“ deyip geçerdik. Lakin konu bu kadar basit değil… Nitekim Sayın İlahiyat Profesörü eleştirilere karşı hala ısrarla sözlerinin doğru olduğunu ancak yanlış anlaşıldığını iddia ediyor.
 
Şu anda artık kendisi değil “avukatı “ konuşuyor. Sayın Orhan Çeker’in avukatı “müvekkillim kendi adına konuştu, fakültesi, üniversitesi, sivil ya da siyasi herhangi bir kurum adına konuşmadı” diyor ki bu doğru değil bence. Hangi kişi veya kurum adına konuşursa konuşsun, konuşan Müslüman bir İlahiyat Profesörü olunca konuşmasının da İslam adına ve Müslümanlar adına olduğunu düşünür herkes. Ki beklenti de ona göre çok farklı olur ve tabii ki tepkiler de.
 
Ben kendi payıma bir Müslüman ilahiyatçıdan konu ile ilgili olarak çok daha farklı, en azından “Müslüman bir toplumda böyle suçların olmaması eğer oluyorsa toplumun İslam’dan nasıl ve neden uzaklaştığının tartışılması gerektiği“ gibi açıklamalar beklerdim. Çünkü ne yazık ki toplumda Prof. Dr. Orhan Çeker ‘in dile getirdiği görüşün çok ciddi bir karşılığı var. Nitekim konudan haberdar olmamı sağlayan bir okuryazar(!) kendi çapında bir araştırma yaptığını; eşi, annesi, arkadaşları ve yakın çevresinin ilahiyatçı profesör gibi düşündüğünü söyledi bana.
 
“İnsanlık nereye gidiyor” başlıklı yazımın sonunda “Evet, bu memleket nereye gidiyor, siz de hele bir anlatın bakalım ey her şeyi biliyorum diyenler, ey her konuda ahkâm kesenler, insanlık nereye gidiyor.” demiştim. Yoksa o yazımda sormakla yanlış mı yaptım, gündemdeki tartışma biraz da o sorularımın ve çağrılarımın sonucu mu?  Suça ortak(!) sayılır mıyım öyle bir çağrı yaptım diye ve öyleyse konuşanlar da beni kırmamak adına sağ olsunlar konuşuyorlar işte mi desem.
 
Gerçekten sinirlerim bozuldu. O yaşa gelmiş, Profesör unvanı almış bir insan bir konuya nasıl bu kadar sığ bakabilir ve sonuçları nasıl düşünmez. Birileri çıkıp da o suçu işledikten sonra savunmasında Sayın Çeker’in görüşünden yola çıkarak taciz ettiği kadın için “ama o da suçlu, İlahiyatçı Orhan Çeker öyle diyor” derse o zaman ne olacak. Konu hakkında bir uzman olarak görüş belirtmek böyle mi oluyor. Erkeği söz konusu suçu işleyecek noktaya getiren sürecin bütün aşamalarını görmezlikten gelerek yalnızca dekolte nedeniyle kadını suçun mağduru iken suç ortağı ilan etmek nasıl bir hukuk anlayışıdır. Bu anlayış İslam’ın hukuk mantığıyla nasıl bağdaştırılabilir. Sayın Çeker, yüzyıllardır yapılanı yapıyor, hem suça ortak arıyor ve buluyor hem de en kolay yolu seçiyor. Sistemle, kurumlarla uğraşmak istemiyor, çünkü zor geliyor, göze alamıyor.
 
Nitekim avukatın açıklamasından da öyle anlaşılıyor ki kurumlar insandan çok daha önemli, aman o kurumlar zarar görmesin. Hem böyle demek istemedi hem de kendi adına konuştu, diyor. Bir de “Milli politika olarak herkes ahlak eğitiminden geçirilmeli” deniliyor ki bu önerinin arka planını ve nasılını anlayabilene aşk olsun.
 
Bir kadın milletvekili,  Sayın Çeker'in bir akademisyen olarak fikir özgürlüğü bulunduğunu, yapılan eleştirilerin gereksiz olduğunu söylerken; bir başka kadın milletvekili de birkaç ay önce bir şehirdeki kız çocuklara yapılan taciz ve tecavüzleri araştırdıktan sonra rahatlıkla ”çocuklar kendileri gidiyorlarmış, şeker kraker karşılığı erkeklere elletiyorlarmış” diyordu.
 
Her nedense suç hep kadınlarda, suç hep kızlarda… Kur’an da uyarının önce erkeklere yapıldığı hep göz ardı ediliyor her nedense. İşte mealen Nur suresi 30. ayet :"Mümin erkeklere söyle: Gözlerini (harama çevirmekten) kaçındırsınlar ve ırzlarını korusunlar. Bu, onlar için daha temizdir. Gerçekten Allah, yapmakta olduklarından haberi olandır."
 
Daha doğumdan itibaren annenin çocuğunu emzirmemesiyle başlayan yanlışlıkları kadının dekoltesine bağlamak nasıl bir anlayış. Eğitim(!) için çocuklarımız daha küçücük yaştan itibaren sistem tarafından ellerimizden alınıyor. Çocuklarımızın kokusuna hasret yaşıyoruz ve çocuklar da annelerin sevgisinden, ilgisinden mahrum kalıyor.
 
Yaşları çok ilerlemiş ama evlenememiş gençlerin sayısı her geçen gün artıyor, ne yazık ki bunu da umursamıyor erkek egemen toplum ve olanca sevgisizliğiyle bencilliğiyle kadınları hep zayıf bırakmak için elinden geleni yapmaya devam ediyor, bütün refleksleri buna ayarlı. Böyle olunca da tüm dünyada eli kalem tutan birçok kadın, Fransa’nın yaşayan kadın şair ve müzisyenlerinden Zazie’nin “Kadınlar, saf tutalım” şiirindeki gibi erkeklere şöyle seslenmeye devam edecek:
 
Havva Ana’nın yalnızca/ Âdem Baba’nın kaburga kemiğinden ibaret olduğuna inananlar./ Ve kadının bütün musibetlerin sebebi olduğunu düşünenler./ Ve yeryüzünde,/ Tanrı’dan sonra, tek yetki sahibi olduğu cüretini gösterenler./ Havva Ana’nın gözü yaşlı kızlarına gülenler… Saf tutalım kadınlar,/ gücümüze güç katan,/gözyaşlarımız olacaktır./
 
Not: Şiirin Fransızcadan Türkçeye çevirisini yaparak bana ulaşmasını sağlayan ve hatırlatan Sayın Nizamettin Karabenk’e çok teşekkür ediyorum.
 
21 Şubat 2011 Pazartesi / Yeni Şafak

kadının bütün musibetlerin sebebi kadının bütün musibetlerin sebebi kadının bütün musibetlerin sebebi

Share

BIR YORUM YAZIN

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir