“Kürt Sorunu”, Başörtüsü Sorunu, Kadınlar ve AK Parti

blank

TEODORA DONİ
“Kürt Sorunu”, Başörtüsü Sorunu, Kadınlar ve AK Parti
 
Yazdıklarıyla, söyledikleriyle, projeleriyle, eylemleriyle yaşadığı topluma ve zamana tanıklık eden bir adam…  Özellikle siyaset dünyasının dikkatle takip etmesi gereken bir düşünce ve siyaset adamından, Harun Özdemir’den söz ediyorum. Gözünü budaktan sakınmayan, doğru bildiğini her zeminde ve şartta söylemekten çekinmeyen Harun Özdemir şimdilerde Ege’de SonSöz’de yazıyor. Geniş ufuklu tespitler yapıyor, hayati önerilerde bulunuyor. 2011 Milletvekili seçimlerinde AK Parti’den aday olan yani bir AK Partili olan Harun Özdemir’in Ege’de SonSöz’de bu ay peş peşe iki bölüm halinde yazdığı “Başbakan’a açık mektup” yazısını okur okumaz “Kürt Sorunu, Başörtüsü Sorunu, Kadınlar ve AK Parti” kelimeleri art arda zihnimde sıralandı ve bu yazımın da başlığı oldu. Neden mi? Çok önemli gördüğüm o yazıdan buraya yaptığım alıntılar meramımı anlatmaya yetecektir sanırım ama yine de herkesin internetten  www.egedesonsoz.com ‘a girip iki bölümden oluşan o yazının tamamını okumasını öneriyorum.

Bakın ne diyor Harun Özdemir: Müslüman bir gelenekten gelen yörenin on binlerce kadını, neden dağda, kırsalda ve kentte ölür veya özlenen ölümlere sınır tanımaz destekler verir? Bu sınır tanımayan kadın desteğinin doğuracağı sosyal ve siyasal projeksiyonlar neden gündeme gelmez? Politika belirleyiciler “eril bakış açılarıyla” daha ne zamana kadar yanlışta ısrar edecekler? Sayın Başbakanım! Ak Parti’yi doğuran sosyal dalganın temelinde başörtülü kadının sabırlı ve pasif direnişi vardı. Bu basit gibi görünen mücadele, onlarca yıl sürdü. Devlet de, aklını ve imkânlarını sonuna kadar kullandı ve sonunda “eşi başörtülü” erkeklere yenildi. Yenilmek zorundaydı da. Çünkü söz konusu olan kadın; babasının, kardeşinin, kocasının, oğlunun, komşusunun bir süre sonra da kamuoyunun desteğini alan kadındı…

Başörtülü kadının sabırlı pasif direnişinin, erkekleri peşinden nasıl Ak Parti devrimine sürüklediğini en iyi siz biliyorsunuz, Sayın Başbakanım. Ne yazık ki, Ak Parti’yi yaratan sosyal devrimin bittiğini düşünenlerin sayısı çığ gibi büyüyor. Her yanı zafer sarhoşluğu sarmış, hatta bu sarhoşluk, daimi bir hal almış gibi. Bugünlerin hiç bitmeyeceğini düşünenlerin sayısı oldukça fazla! Sayın Başbakanım! Bir başörtülü kızcağızın mağduriyetinin babası, kardeşi, amcası, dayısı, eşi ve oğlu üzerinde, yakınları üzerinde yarattığı travmayı hesaba kattık, onun sosyal ve siyasal etkileri üzerinde çok konuştuk ama PKK saflarında ölen on bine yakın kadının, dağda, kırda ve kentte öleceği günü özleyen diğer on binleri dikkate almadığımızdan, bu travmanın toplumun hangi derinliklerine sirayet ettiğini de göremedik. Üzgünüm, devlet ve toplum olarak yol ayrımını çoktan geçmişiz. Hala siyaseti ve siyasal sorunları “eril politikalarla” çözmeye çalışıyoruz…

On binlerce kez yetkililerden duyduğumuz ve köşe yazılarında okuduğumuz “Bölünüyoruz!” ters manipülasyonu veya telkini, toplumu zaten bölünmeye ikna etmiş durumda. Geriye fiilen bölünmek kalıyor. Hala 30 yıldan beri kadının PKK hareketine her koşulda, hayatlar pahasına verdiği desteği, “kadın kısmına yakışır mı” ferasetiyle açıklamaya çalışanlar ön planda ise ben de çaresiz durumdayım, Sayın Başbakanım. Devlet aklı; Ak Parti hükümetlerine kadar PKK terörünü, ya dağa çıkmış bildik eşkıya güruhu ya da “eril” bir terör faaliyeti gibi algıladı ve mücadeleyi de buna göre yaptı.  Bir türlü PKK, BDP ve KCK’nın kadın-erkek “eş çalışma” sistemi kurduğunu, stratejisini de buna göre geliştirdiğini anlayamadı. Bugün bile durumu kavrayacak ve ona uygun adımlar atacak devlet aklına sahip değiliz…

BDP, Doğu ve Güneydoğu’da eğittiği kadınlara ve erkeklere şimdilerde büyükşehirlerin varoşlarında ev sohbetleri yaptırıyor. Hepsi çok iyi eğitilmiş. İnsanları derinden etkileyecek, ikna becerisi yüksek duygulu konuşmalar yapıyor. Türkiye’yi ve dünyayı analiz edip, kendilerince çözümler sunuyorlar… Bu gelişmeleri yakından izleyen Ak Parti ise, 81 il başkanının 81’ini de merkezi kararla “erkek” olarak belirliyor! Nüfusun ve seçmenin %50’si kadın olmasına rağmen bu kadar “eril” olmaya gerek var mı? …

Evet, böyle diyor Harun Özdemir, Bir AK Partili olarak açık yüreklilikle Sayın Başbakan’a seslenerek. Herkes kabul eder ki bütün siyasi partilerin başarılarında kadınların da en az erkekler kadar payı vardır. Bunun AK Parti’yi iktidara taşıyanlar bakımından kadınlar için çok daha fazla geçerli olduğunu da kimse inkâr edemez.  Ne var ki AK Parti Kürt Sorunu’nun da, kadınların karşı karşıya olduğu Erkek Egemen Toplum Sorunu’nun da, Başörtüsü Sorunu’nun da çözümü yolunda iddialı olduğu ölçüde yeterli adımlar atamamıştır.  Şu sözüm bütün Siyasi Partilere. Oğullarını, kızlarını kirli bir savaşta kaybeden Kürt ve Türk anaların yüreklerinde nasıl fırtınalar koptuğunu bilemezseniz, başörtüsü yüzünden bütün kapılardan geri çevrilenlerin neler hissettiğini bilemezseniz, eril bakış açısından vazgeçmeyi bir türlü bilemezseniz, kadınların sabrının ne zaman taşacağını da hiç bilemezsiniz. Kadınları sadece partinizin kadın Kolları’nda görevlendirmekle ne zamana kadar avutabilirsiniz ki.

Bunun istisnaları var elbette. Bu ayın 21’inde Bağcılarlı ilköğretim öğrencilerinin Vanlı akranları için yazdığı mektuplar ile  kitap ve oyuncakların Ak Parti Bağcılar İlçe Başkanlığı'nın düzenlediği organizasyonla Vanlı çocuklara ulaştığını,  bu organizasyonda yer alan ve Vanlı çocuklarla buluşanlardan biri olan psikolog ve yazar Özlem Kandemir Van’dan döndükten sonra telefonda bana anlatmıştı. “Biz Birlikte Türkiye’yiz, sloganı bu proje ile bir kez daha hayat buldu bence” demişti ve bu vesileyle kendisinin aynı zamanda Ak Parti Bağcılar İlçe Yönetim Kurulu üyesi olduğunu ve teşkilatın Sosyal İşler Biriminde görev aldığını öğrenmiştim.

Evet, çok güzel ama dedim ya istisna, inşallah Ak Parti bu istisnaları hızla çoğaltır da erkekler, kadar kadınları da il başkanı, ilçe başkanı, milletvekili ve bakan olarak görürüz. Geç olmadan diyemeyeceğim, çünkü Harun Özdemir’in dediği gibi “Üzgünüm, devlet ve toplum olarak yol ayrımını çoktan geçmişiz.” Onun için ne yapılacaksa derhal ve çok hızlı yapılmalı. Zira “açık” büyük, sorunlar ağır ve yol uzun…
 
30 Nisan 2012 Pazartesi / Yeni Şafak

 

Share

BIR YORUM YAZIN

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir