Parti ak, kadınları ak, bu mu bütün fark…

TEODORA DONİ Parti ak kadınları ak bu mu bütün fark…

TEODORA DONİ
Parti ak, kadınları ak, bu mu bütün fark…
 
Geçen haftaki “'Kürt sorunu', başörtüsü sorunu, kadınlar ve AK Parti” başlıklı yazımda yazısından alıntı yaptığım Harun Özdemir beni arayarak hem teşekkür etti hem de küçük de olsa bir sitemini iletti.  Yazısındaki alıntılamadığım bir paragrafta kendisinin çok önemsediği bir tespitin olduğunu bunu fark etmediğimi söyledi. O paragrafta "Sayın Başbakanım! Çaresiz gibi görülen, birçok sorun üzerinde, tüm insanlık yüzlerce yıl düşünmüş ve çare bulunamamış olabilir. Ama her sorunun mutlaka ve en az bir çözümü vardır! Örneğin çiçek hastalığına yüzyıllar sonra bir rastlantı sonucu, çare bulunabilmiştir. Çok ilginçtir ki, çare de yine çiçek mikrobundan yapılan aşıda bulunmuştur. Aslında yaşadığımız hiçbir sorun çaresiz değildir! Yeter ki, farklı bakış açılarından yararlanabilelim!" diyordu Harun Özdemir.

Elbette ki fark ettim bu cümleleri ve önemsedim, ama alıntılamadım çünkü o yazımın odağında kadınlar vardı ve ne zaman konu kadınlar olsa nedense  söz dönüp dolaşıp hep çiçeğe, böceğe geliyor zaten. Evet,  çiçek hastalığı, çiçek mikrobu, çiçek aşısı örneğinden söz eden o bölümü özellikle bu yüzden alıntılamamıştım. Ama "Biz bu gelişmelerin farkındayız, Kadın ve Gençlik Kollarımızı bunun için kurduk, diyorsanız, izninizle yazımı burada kesmek istiyorum, Sayın Başbakanım!" cümlesini alıntılamalıydım. Çünkü o yazımın yayınlanmasının hemen ardından “AK Parti Kadın Kolları tarafından hazırlanan 'Kürt Sorunu ve Güneydoğu Anadolu Kadını' raporu” haberini okudum. Okudukça şaşırdım, okudukça hayret ettim. Haber, medyada daha çok “Kürt kızları neden dağa çıkıyor?” başlığıyla verilmişti ve anlaşılan o ki raporda da daha çok bu sorunun cevabı aranmıştı.

Raporda özet olarak, “Kürt kadınının hem töre, hem de PKK kıskacında olduğu; örgüte katılma nedenlerinin başında aile baskısı, berdel tipi evlilik, ailelerin kızlarını erken yaşta büyük adamlarla evlendirmeleri ve aile içi şiddetin geldiği” iddia edilmekte ki anlaşılan asıl neden hala fark edilebilmiş değil.  Kürt kızları kendilerine aktif mücadele imkânı sunulduğu için öncelikle bu nedenle dağa çıkıyorlar ve yine bu nedenle şehirlerde BDP saflarında yer alıyorlar. PKK, KCK ve BDP’nin kadın-erkek 'eş çalışma' sistemi kurduğunu, ‘stratejisi’ni de buna göre geliştirdiğini AK Parti’nin erkekleri hala görmek istemeyebilir ama AK Parti’nin kadınları neden hala bunu göremiyor. Parti ak, kadınları ak, bu mu yani bütün fark…

AK Parti Kadın Kolları’yla ilgili hayretim ve şaşkınlığım bu haberle sınırlı kalmadı tabi. Okuduğum ikinci bir haber adeta şok etkisi yaptı bende. Haber inanılacak gibi değildi ama doğruydu ne yazık ki.  AK Parti Kadın Kolları’nın öncülüğünde yapılan Kadın Bakış Açısıyla Yeni-Sivil Anayasa Çalıştayı’nın sonuç raporunda, “Yeni anayasada kadınların kamu görevlerini yerine getirmesi konusunda erkeklerle eşit haklara sahip olduğu, başörtüsü, dini ve siyasi simgelerin burada problem teşkil etmemesi yönünde bir hüküm yer almalıdır” denilmiş. Buraya kadar güzel ama devamındaki, bende şok etkisi yapan cümle inanılır gibi değil, tam bir facia: “Bu konuda yargıçlık, öğretmenlik, emniyet görevlisi gibi meslekler istisna tutularak tartışmalar aşılabilir” denilmiş. Hadi ya. Hem başörtüsü kamu görevlerinde sorun olmaktan çıkarılsın diyeceksiniz hem de adalet, eğitim ve emniyet alanlarını istisna tutacaksınız.   Ne kaldı ki geriye… Bu nasıl bir mantık, bu nasıl bir anlayış? Üstelik 28 Şubat yargılansın diye herkesin sesini yükselttiği, başörtüsü sorunu yüzünden mağdur olan binlerce kadının artık başörtüsü sorunu da yeni anayasayla çözülür diyerek umutlandığı, AK Parti’nin buna öncülük edeceğine inandığı şu günlerde üstelik AK Parti Kadın Kolları olarak bu nasıl bir söylem?

Geçen haftaki yazımda “Şu sözüm bütün siyasi partilere. Oğullarını, kızlarını kirli bir savaşta kaybeden Kürt ve Türk anaların yüreklerinde nasıl fırtınalar koptuğunu bilemezseniz, başörtüsü yüzünden bütün kapılardan geri çevrilenlerin neler hissettiğini bilemezseniz, eril bakış açısından vazgeçmeyi bir türlü bilemezseniz, kadınların sabrının ne zaman taşacağını da hiç bilemezsiniz. Kadınları sadece partinizin Kadın Kolları'nda görevlendirmekle ne zamana kadar avutabilirsiniz ki.” demiştim. Galiba yanılmışım, en azından AK Parti bakımından. Zira öyle anlaşılıyor ki AK Parti Kadın Kolları’ndaki kadınlar durumlarından da konumlarından da gayet memnunlar. Başka hiçbir etkin mücadele başka hiçbir etkin görev umurlarında değil. Ne başörtüsüne özgürlük mücadelesi,  ne de il, ilçe başkanlığı, milletvekilliği ve bakanlık görevi umurlarında, ne güzel…

Şimdi bir kere daha tekrar etmek istiyorum Harun Özdemir’in "Biz bu gelişmelerin farkındayız, Kadın ve Gençlik Kollarımızı bunun için kurduk, diyorsanız, izninizle yazımı burada kesmek istiyorum, Sayın Başbakanım!" cümlesini. Evet, Kadın Kolları gibi bir de Gençlik Kolları var.  Siyasi partilerin Gençlik Kolları da Kadın Kolları gibi mi çalışıyor, bu apayrı bir yazı konusu elbette ama gençlikten söz açılmışken söylemeden edemeyeceğim.

Son zamanlarda kendilerini "Antikapitalist Müslüman Gençler" olarak tanımlayan bir gençlik hareketi var. Yazar İhsan Eliaçık’ın çevresinde toplanan bu güzel gençler, heyecanlarıyla oldukları kadar cesaretleriyle de her kesimden insanın ilgisini çekiyorlar. Güzel adımlar da atıyorlar. Lakin geçen hafta o gençlerden bir kaçını ve İhsan Eliaçık’ı TV NET'te izlediğimde garip bir kıyaslama dikkatimi çekti. İhsan Eliaçık, geçenlerde yapılan AK  Parti Gençlik Kolları 3. Olağan Kongresine binlerce genç katıldığı halde medyanın gündeminde onların değil de Antikapitalist Müslüman Gençlerin yer aldığını, söyledi. Böyle garip bir kıyaslama için İhsan Eliaçık’ın kendince bir gerekçesi olabilir belki ama değerlendirme yapılırken medya ilgisinin başlı başına tek ölçü olabileceğini de kimse iddia edemez herhalde.

Yine de medyanın bir partinin gençlik kolları kongresine ilgi göstermemesinin tespit edilmesi önemli ve bu; gençlerin de kadınlar gibi siyasette etkin değil edilgen olduğunun bir göstergesi ne yazık ki.

Peki, nasıl değişir bu devran, ne zaman?

7 Mayıs 2012 Pazartesi / Yeni Şafak

Parti ak kadınları ak Parti ak kadınları ak

Share

BIR YORUM YAZIN

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir