Mazlumlar ve zalimler

TEODORA DONİ  Mazlumlar ve zalimler

TEODORA DONİ 
Mazlumlar ve zalimler
 

İnsan yaşadığı her kötü olaydan sonra, bundan daha kötüsü olamaz diye düşünüyor. Mavi Marmara gemisiyle Filistin’e, Gazze’ye giden insani yardım gönüllülerinin dönüşlerinden sonra yaptıkları açıklamalarla iyice anlaşıldı ki giden bütün gönüllüler; İsrail devletinin bu kadar pervasızca davranacağını hiç düşünmemişler, gemiye saldırı olacağına ihtimal bile vermemişler. Sadece gemiyle giden gönüllüler değil konuştuğum birçok insan aynı şekilde düşünmüş.

Ben ise İsrail devletinden daima en kötüsünü bekledim, Mavi Marmara gemisine ve gönüllülere çok daha kötü şeyler yapacaklarını düşündüm. Evet, biliyorum çoğu insan, daha kötü ne olabilir ki, İsrail askerleri uluslararası sularda sivil bir gemiye saldırdılar,  diyecek. Çok sayıda insanı katlettiler, yaraladılar, işkence ettiler, gemilere el koydular diyecek. Ama ben İsrail’in Gazze’de yaptıklarını düşündüğümde ister istemez her seferinde çok daha kötüsünü bekliyorum, nitekim öyle de oluyor.

İHH’nın, gemilerle uluslararası sulardan geçerek Gazze’ye gidileceğini açıkladığı günden itibaren bir an için bile bu endişem azalmadı, aksine büyük gün yaklaştıkça endişelerim çoğaldıkça çoğaldı.

Geçen haftaki yazımda da söylemiştim, “Aslında Mavi Marmara gemisi yola çıktığı anda hedefine varmıştı “. Bütün karalama kampanyalarına rağmen bir an için bile olsa bunun aksini düşünmedim. Mavi Marmara gemisinin yola çıkışının bütün insanlık vicdanını harekete geçirdiğini ve tam anlamıyla olmazsa bile İslam milletinde yeni bir heyecan, bir uyanış başlattığını bazıları görmezden gelseler de bence Mavi Marmara gemisindeki gönüllüler görevlerini fazlasıyla yerine getirdiler.

Elbette bu insani yardım gönüllülerini ve onlara yapılan zalim saldırıyı görmezden gelenler olduğu kadar bunun üzerine çok farklı yorumlar üretenler, kafaları karıştırmak isteyenler, hatta İHH’yı doğrudan suçlayanlar da oldu.

Yardımın İslami mi yoksa insani mi olduğu da tartışıldı. Bazıları ısrarla insani bir yardımın değil İslami bir eylemin, siyasi, ideolojik bir tavrın söz konusu olduğunu iddia ettiler.

Oysa İHH bir İslami yardım vakfı değil, bir İnsani Yardım Vakfı. Hem insani yardım gönüllüleri arasında sadece Müslümanlar değil yanlış hatırlamıyorsam 32 farklı ülkeden, farklı dinlere mensup insanlar vardı ve bunu herkes de biliyordu.

Peki, bunu herkesin bilmesine rağmen neden bazıları ortalığı bulandırmaya çalışıyordu. Çünkü insani yardım gönüllülerinden önemli bir kısmının Müslüman oluşunu bazıları hazmedememişti. Bu bazılarının kimler olduğunu tek tek yazmama gerek yok. Bu güzel ülkenin güzel insanları onları çok iyi biliyor.

Onlar, mazlum ve yoksul ama inançlı ve cesur insanlardan pek hoşlanmazlar ve aslında bu düşüncelerini, duygularını hiçbir zaman gizleme ihtiyacı da hissetmezler. Ancak bir gerçek daha var ki,  o da bu ülkenin bazı Müslümanları bazen farkında olmadan, bazen telkinler sonucu bazen güya Müslümanların çıkarları uğruna bütün insani değerlerin Batı’da olduğunu onlarla birlikte savunurlar.

Bunu aşağılık duygusuyla izah edenler olduğu gibi otoriteye boyun eğme olarak da görenler var ve bunu Batı’nın güçlü görünüşü karşısında normal karşılayanlar da…

Tam da bu noktada Bilge Şair Sezai Karakoç’un, Mavi Marmara gemisine yapılan İsrail saldırısıyla ilgili yayınladığı basın bildirisindeki “Batı’dan medet umanlar daima hüsrana ve hayal kırıklığına uğrayacaklardır. Batı ile uzlaşma imkânı olduğunu sanan bu kişiler, böylesi tavırlarla sonunda devletin batmasını önleyemeyen son dönem Osmanlı vezirlerinin durumuna düşeceklerdir.” cümlesini tekrar tekrar hatırlamakta büyük yarar var.

Batı, her zaman mazlumların coğrafyasında zulmün,  yalanın, küfrün (gerçeğin üstünü örtmenin), vahşetin, merhametsizliğin sembolü olarak anılmıştır ve özellikle günümüzde zulüm batı ile de sınırlı değil artık, zulüm her yerde.

Zulüm demişken, yardım insani mi İslami mi diyerek İslami olanı insani olandan akıllarınca ayırmaya çalışanlara da özellikle hatırlatmak gerekir ki, İslam öncelikle mazlumların dinidir ve mazlumiyet bütünüyle insani bir durumdur. Zulüm ise tam aksine tümüyle insanlıktan çıkma halidir.

İnsanlığın geldiği noktada, neredeyse tüm yeryüzünde zalimle mazlumun karşı karşıya olduğu şu günlerde artık her birimiz; dinimiz, ırkımız ne olursa olsun ya mazlumuz ya zalim.

İnsan Hakları ve Mazlumlarla Dayanışma Derneği MAZLUM-DER’in güzel bir sloganı var: “Kim olursa olsun zalime karşı, kim olursa olsun mazlumdan yana.”

İşte Mavi Marmara gemisindeki 32 ülkeden farklı dinlerden insani yardım gönüllülerinin yaptığı tam olarak buydu: Kim olursa olsun zalime karşı, kim olursa olsun mazlumdan yana diye haykırdılar bir bakıma ve artık tüm dünya biliyor mazlumları da zalimleri de…

Onun için artık bırakalım komplo teorilerini, siyasilerin hesaplarını ki en azından Mavi Marmara gemisinde şehit düşenlerin aziz hatıralarına saygımız tam olsun ve unutmayalım ki zalimlerin bir hesabı varsa, “mazlumların bir gün bütün yeryüzünde iktidar olacağını” vaat eden Allah’ın da bir hesabı var…

14 Haziran 2010 Pazartesi / Yeni Şafak

Mazlumlar ve zalimler Mazlumlar ve zalimler  Mazlumlar ve zalimler

Share

BIR YORUM YAZIN

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir