Muhammed Cihad’lar barış ve özgürlük isteyemez mi?

TEODORA DONİ Muhammed Cihad’lar barış ve özgürlük isteyemez mi?

TEODORA DONİ
Muhammed Cihad’lar barış ve özgürlük isteyemez mi?
 
Ramazan Bayramı namazına daha birkaç saat vardı. Zaten geçen haftaki yazımdan da anlaşılacağı gibi pek" Bayram" havasında değildim, Bayramımız "Bayram" Olsun inşallah., diyerek bitirmiştim o yazımı. Evet, bayram namazına bir kaç saat vardı ama bir türlü uyku tutmamıştı beni ve internette, bir sosyal paylaşım sitesindeki kişisel sayfamı açmış bakıyordum. Gözüme adeta çarpan bir haberle önce şaşırdım ardından sarsıldım ve çok üzüldüm. Haberin başlığında "Muhammed Cihad'a Özgürlük" yazıyordu ve haberi Huda Kaya paylaşmıştı. Haber metnini okumadan sadece bu başlığı görmek beni sarsmaya yetmişti. Çünkü bu kardeşimizi, Muhammed Cihad’ı daha önceden az çok tanıyorum, daha doğrusu fikirlerini biliyorum. Çok kısa bir süre önce bir sosyal paylaşım sitesindeki bir yazısını okuduktan sonra kendisine  "ağabeyleriniz çok kızacak " demiştim, kendisi de sadece gülümsemişti.
 
Kendisiyle bir veya iki kez sanal ortamda kısa bir iki konuşmamız oldu ve tanıdığım kadarıyla bu kardeşimizi çok sevdim. Çünkü fikirlerini açıklarken ya da savunurken birçokları gibi saygısızlık yapmıyor tam aksine kelimelerini özenle seçiyordu. Gençlere ve çocuklara özel ilgi gösterdiğim yazılarımdan da anlaşılıyordur ki bu çok doğal, zira ben her şeyden evvel bir anneyim.
 
Muhammed Cihad kardeşimle bir kez de İstanbul'da karşılaştık, yanlış hatırlamıyorsam Fatih'te, "Eski Kafa" diye bilinen yerde. Sanırım kendisi beni tanıyamamıştı ama karşılaşmamız bana yıllar önce bir pazaryerindeki bir anımı hatırlatmıştı. Bir çocuk pazaryerinde bana çarptıktan sonra, kime çarptığını veya neye çarptığını görmek için başını yukarıya doğru kaldırmış ve sanırım şaşkınlıktan olacak ki "annaaaa, kadında ne boy var" deyip kaçmıştı. Şimdi bunu niçin anlattım, ben de o gün Muhammed Cihad kardeşimizi gördüğümde pazaryerindeki çocuk gibi şaşırmıştım ve kendi kendime, bu kardeşimiz bir aktivist, bir insan hakları ve barış eylemcisi, katıldığı bütün eylemlerde bu uzun boyuyla hemen herkesin dikkatini çeker, demiştim.
 
Sadece 28 Şubat dönemindeki başörtüsü mücadelesinden tanıdığım Huda Kaya hanımefendinin Muhammed Cihad'ın annesi olduğunu bilmiyordum "Muhammed Cihad'a özgürlük" haberini okuyana dek. Bunu öğrendiğimde üzüntüm daha da arttı.
 
Kardeşimiz Muhammed Cihad Saatçioğlu 21 Ağustos günü "Barış Yürüyüşü" için gittiği Taksim'de gözaltına alınmış. Anladığım kadarıyla polis, yürüyüşün yapılmasına izin vermemiş ve göstericilerle polis arasında çatışma çıkmış. Muhammed Cihad, olaylar çıkmadan önce polis otobüsüne bindirilmiş, yani o çatışmada değilmiş. Zaten galiba bu sebepten dolayı mahkemece serbest bırakılmış. Ancak daha sonra Terörle Mücadele ekiplerince tekrar gözaltına alınmış. Bu kez oldukça ilginç bir sebep bulunmuş, bir poşu. Buna güler misiniz, ağlar mısınız bilemiyorum ama bu kardeşimizi ben bir kez gördüm ve o poşu o zaman da zaten boynundaydı.
 
2009 yılında, İsrail saldırısı altındaki Gazze'de, destek için bulunduğu sırada çektirdiği poşulu fotoğrafları, yasadışı örgüt üyeliğine delil olarak kabul edilmiş. Yürüyüşü engellemek için atılan gaz bombasından korunmak için de yüzünü burnuna kadar poşu ile kapatan Muhammed Cihad'ın o görüntüsü de ayrıca maskeli örgüt üyesi gibi muamele görmesine neden olmuş. Az önce dediğim gibi kardeşimiz binlerce insanın arasında da olsa uzun boyuyla hemen fark edilir. Tanınmaması veya saklanması mümkün değil, zaten kendisinin de öyle bir derdi olduğunu hiç sanmıyorum. Çünkü tanıyabildiğim kadarıyla inandığını, doğru bildiğini sonuna kadar savunan bir kardeşimiz.
 
O gece haberi okuduğumda o an ailesi ve kendisi için dua etmekten ve o haberi internette sosyal paylaşım sitesinde paylaşmaktan başka yapabileceğim bir şey yoktu. Gazetede haftada bir yazıyorum ve son yazımı henüz yazmıştım. Takip edebildiğim kadarıyla Hilal Kaplan ve Nihal Bengisu Karaca da yazılarında bu konuya yer verdiler ve açıkçası az çok ne tarz tepkiler aldıklarını tahmin edebiliyorum. Çünkü ben haksızlığa uğradığına inandığım bu kardeşimizin sesini duyurabilmek ve aynı zamanda annesinin üzüntüsüne ortak olmak için haberi sosyal paylaşım sitesindeki sayfamda paylaştığım anda umulmadık tepkiler aldım "bizim" insanlarımızdan. Hem de o gecenin o vaktinde bayrama saatler kala. Hakikaten ibret verici… Bu hafta bütünüyle bu konuyu yazmamın nedenlerden biri de bu tepkiler.
 
Konuyu kendimce takip etmeye çalıştım. Özellikle İslamcı, muhafazakâr dediğimiz insanlarımızın konuya ne kadar ve nasıl duyarlı olduklarını anlamaya çalıştım. Aslında hepsi de çok iyi tanıyor başörtüsü mücadelesinde annesi ve kardeşlerinin ağır bedeller ödediği bu Müslüman kardeşimizi. Ama ne yazık ki konu Kürt'ün ve Türk'ün kardeşliği ve barış isteği olunca bunu isteyen,  Müslümanlığına herkesin şahitlik edeceği biri de olsa hemen büyük bir "acaba" hazır bizimkilerin birçoğunun kafasında.
 
Daha bir kaç gün önce Dünya Barış Günü kutlamaları için toplananların savaş çığırtkanlığı yapmasına ne demeli. Polisin, Muhammed Cihad gibi barış gönüllüsü Müslümanları onlarla bir tutup Ramazan ayında gözaltındayken iftarlık isteklerine "avucunuzu yalayın" cevabına ne demeli. Bu tür haksızlıkların, yanlışların medyamız için haber değeri taşımamasına ve özellikle de bizimkilerin vurdumduymazlığına ne demeli.
 
Yazdığım böylesi bazı yazılardan dolayı son zamanlarda birileri tarafından sık sık ima yollu taciz ediliyorum. Gözümüz üzerinde ayağını denk al der gibiler. Böylelerini yazılarında kendi üslubuyla eleştirenlerden biri de Muhammed Cihad kardeşimiz ve o şimdi tutuklu. Bu vesileyle İslam Milletinin git gide nasıl bir bölünmüşlüğe nasıl bir yalnızlığa itildiğini düşünmeden edemiyor insan.
 
5 Eylül 2011 Pazartesi / Yeni Şafak

Muhammed Cihad’lar barış ve  Muhammed Cihad’lar barış ve

Share

BIR YORUM YAZIN

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir