Nerden çıktı ya bunlar?

TEODORA DONİ Nerden çıktı ya bunlar?

TEODORA DONİ
Nerden çıktı ya bunlar?
 

Bir süre önce size sözünü ettiğim şu paylaşım sitesindeki sayfamın ziyaretçi defterine Romanyalı bir bey tarafından bir mesaj bırakılmış.

Romence yazılan mesajın Türkçesi özet olarak şöyle: Çabuk çıkart o başındaki şeyi, çok korkunç görünüyorsun. Yüzünden çok güzel bir kadın olduğun anlaşılıyor ama o başındaki şeyle korkunç görünüyorsun, vs vs.

Tabii Romanyalı beyin böyle söylemesinin nedeni gerçekten de başörtüsünün görüntüsünü korkunç bulması değil. Ona korkunç gelen aslında başörtüsünün çağrıştırdıkları: Geçmiş yüzyıllar ve Osmanlı?

Bu konuda aldığım farklı tepkileri, Romanya sokaklarında yaşadıklarımı bir bir anlatmaya gerek yok sanırım.

Eskiden çok sinirlenirdim, çoğu zaman tepki de verirdim, bunun tek bir istisnası var: Yaşlı teyzelerimize her zaman hep gülümseyerek cevap veriyorum.

Çünkü o yaşa kadar öğrenmemiş olan o yaştan sonra da hiç öğrenemez diye düşünüyorum, aynı zamanda hep annem aklıma geliyor. Birilerinin, yanlış bir şey söylediği için annemi üzmesini istemem, ben de bu yaşlı teyzeleri annem yerine koyuyorum.

Sözünü ettiğim teyzeler Türkiye'de ki teyzeler.

Birkaç yıl önce Romanya'ya gittim ve annemi hastaneye götürdüm. Orada beklerken bir teyze bana yaklaştı ve izin isteyerek benimle birkaç dakika konuşmak istediğini söyledi.

Tabi teyze, dedim ve başladı derdini anlatmaya. Meğer onun da bir kızı varmış ve benim gibi Müslüman olmuş aynı zamanda da başını örtmüş ve beni görünce kendi kızını görmüş gibi oldu. Çok kırgındı kızına, başını örttüğü için ama Müslüman olduğu için kırgın değildi. Ben ona, kızın doğru olanı yapıyor ve çok mutlu olman gerekiyor inançlı bir evladın olduğu için, dedim.

Kızım beni ikna edemedi, ama seninle tanıştığım ve bana zaman ayırdığın için çok mutlu oldum dedi. İyi ki karşılaştık çünkü benim tavrım yüzünden kızım artık Romanya'ya gelmek istemiyor. Onu çok kırdım ama artık kırmayacağım seni görünce kalbim yerinden fırlayacak sandım, kızım sandım. Bak sen anneni hastaneye götürmek için ta nerelerden geldin, keşke benim kızım da yanımda olsaydı, dedi.

Neyse, yazımızın başına dönelim. Yaşlı teyzelerimize gülümseyerek cevap veriyorum, demiştim. Yarı şaka, yarı ciddi cevaplar.  Ne mi söylüyorum onlara:

Ya teyze ben keyfime düşkün biriyim, zırt pırt kuaföre gidemem, saçımı başımı yapmak için. Başörtüsünün altında kimse görmüyor.

Hem kışın sıcak tutuyor yazın da güneşten başımı koruyor. Yani benim başıma güneş geçmiyor, anlayacağın kafa hala sağlam. İyi bakıyorum kafama. Gülüyorlar.

Romanya'dakileri bir şekilde mazur görüyorum ama burada, bir İslam ülkesinde böyle tuhaflıklar yaşamak insanın canını çok acıtıyor mu desem, insanı çıldırtıyor mu desem. Sanırım hepsi bir arada.

Ben tabi ancak fark edebildiğim veya yaşadığım şeyleri yazabiliyorum. Belki bu yazıyı okuyanlardan bir kısmı diyecek ki: Biraz fazla abartmıyor musun? Sanmıyorum.

Bir resmi daireye gidiyorum, orada ki görevli bana sen diye hitap edebiliyor ama başı açık olana siz diye hitap ediyor. Bu da yetmiyor birçok yerde cahil muamelesi görüyoruz. Görüyoruz dedim çünkü bu tür olaylara çok şahit oluyorum ve böyle muamelelere tabi tutulan tek ben değilim.

Bir de televizyonlarda gazetelerde birileri çıkıp şöyle demiyor mu: Eskiden bu kadar başörtülü yoktu, hele bu üniversitelerin kapılarında, nerden çıktı ya bunlar. İşte o zaman tam çıldırıyorum.

Şimdi ya ben geri zekâlıyım, ya da bu soruyu soran insanlar.

Yıllardır birçok konuda çeşitli kampanyalar yapılıyor, devleti saymasak bu kampanyaları destekleyen birçok sivil toplum örgütü, sanatçı, sporcu,  yazar,  çizer var.

Bir bakıyorum ki bunlardan bazıları aynı desteği vermiyorlar üniversite kapısında bekleyen kızlara.

Çok düşündüm bu insanlar neden bunu yapıyorlar acaba.

Yani kızların okula gitmesi için bir sürü kampanyalar yapıyorlar, aileleri ikna etmek için bir sürü çaba harcıyorlar, burs veriyorlar. Babaları nerede ise çağ dışı kalmış mahlûklar olarak gösteriyorlar vs. vs.

Sonra başörtülü kızlarımız üniversitenin kapısına geldiğinde de: Bunlar nerden çıktı ya, diyorlar, bizim zamanımızda yoktular.

Okula giden bir çocuk tabi ki üniversiteyi de bitirmek ister ve üniversiteye başlayan çocukların büyük bir bölümü 18 yaşını bitirmiş oluyor, yani reşitler ve eğer bir üniversitenin kapısına gelebilmişlerse başlarında ki başörtüsünü de takabilirler, adı üstünde: Üniversite.

Şimdi aklıma başka ihtimaller de geliyor. Hani Türk filmlerinde zengin hanımlar birkaç tane giysi alıp çocuk yurtlarına ve okullara gidiyorlardı ya sözde hayır yapacaklar, fakir çocuklara yardım edecekler. Ama peşlerinde gazetecileri de alıyorlardı maksat gazeteye çıkmak. Bu hanımlar daha az eğitimli ama koca parası ila gazetelere çıkmak için ve birbirine hava atmak için böyle bir yol bulmuşlardı.

Zaman geçti ve gazetelere çıkmak veya itibar sahibi olmak için başka çözümler bulundu.

Az önce bahsettiğim kadınların çocukları her şey bol olunca tabi üniversiteye de gittiler. Bitince hırs yaptılar aynı anneleri gibi, ama bu defa sadece gazetelere çıkmak yetmiyordu, kariyer yapacaklar ve itibar göreceklerdi.

Ne yaptı bu yeni mezunlar. Gittiler köylerde şalvar giyen, başında yazması olan, yabancılarla konuşmaktan utanan, konuşurken de yazmanın bir kenarı ila ağzını kapatan, saf güzel insanların fotoğraflarını çektiler ve geldiler hem gazetelere bol bol röportaj verdiler hem de sergi açtılar bu fotoğraflarla.

Doktora tezi konusu yaptılar.  Bu insanların ne kadar eğitimsiz, ne kadar cahil olduklarını dünya âlem görsün diye ellerinden gelen her şeyi yaptılar.

Amaç neydi, sözde bu cahil insanları eğitecekler, gelecek nesiller okuyacak, kızlar anneleri gibi cahil kalmayacak, koca eline bakmayacaklar.

Kariyer de yapılıyordu, vakıflar da kuruluyordu, bağış toplamak için birbiri ile yarışılıyordu, çünkü iş adamları da ne kadar daha çok bağış yaparlarsa o kadar prestijleri artıyordu.

Bu şekilde epey zaman geçti ve bir baktılar ki, bu cahil zavallı dedikleri insanlar önce şehirlere göç etmeye başladılar ve çocukları da sonunda üniversitenin kapısına kadar geldiler.

Kız çocukları başlarında ki yazmayı çıkartıp eşarp taktılar ve artık insanlarla konuşurken ağızlarını kapatmıyorlar. Başarılı birer öğrenci oldular, üniversite kapılarından girmeye başladılar ve çok gururlular.

İşte tam burada bu başörtülü kızlara dur demek gerek diye düşünüldü. Sen ne cesaretle benim gittiğim üniversiteye gidebiliyorsun denildi.

Bizim işimiz biter,  prestijimiz falan kalmaz, denildi. Sen bu üniversiteyi bitirince gidersin bizim gittiğimiz köylere öğretmen, doktor vs olursun. Onlara bizim gibi yukardan bakmaz, onlara hizmet edersin. Onların dinini, dilini değiştirmeye kalkmazsın ve maazallah muasır medeniyet dediğimiz şey de onu temsiliyetimiz de elimizden uçup gider.

Ben bu insanları medyada görünce inanın ki onlara çok acıyorum.

Bu çağdışı düşünme biçimini onlara hiç yakıştıramıyorum.

Yazık onlara,  insan ömrünü bu şekilde harcar mı?

Akıl var, mantık var.

Yani cehenneme girmek için bu kadar çaba harcanmaz ki.

 10 Temmuz 2009 Cuma / timeturk.com

Nerden çıktı ya bunlar? Nerden çıktı ya bunlar?

Share

BIR YORUM YAZIN

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir