Pokemon kızın “sürü” dediği…

TEODORA DONİ Pokemon kızın “sürü” dediği…

TEODORA DONİ
Pokemon kızın “sürü” dediği…
 

Farklı toplum kesimlerinden söz ederken bir “mahalle” lafı tutturdu ki birileri çok sinir olsak da hepimiz kullanır olduk, bizim mahalle, sizin mahalle, karşı mahalle, komşu mahalle… Son zamanlarda bizim mahalleden ilginç magazin haberleri çıkarmaya çalışan ve bu nedenle bizim mahallede de artık iyice tanınan, bu kadar bilgiden sonra kim olduğunu hemen bileceğinizden adını söylememe gerek kalmayan, ünlü bayan gazetecinin son numarasından haberiniz var mı?

Yine müthiş bir magazin bombası patlatmış, hem de öyle kılık değiştirerek, kapı kapı dolaşarak,  bir sürü zorluğa katlanarak değil.  Tam aksine, kolayca, bizim mahalleden genç bir hanım kardeşimizle röportaj yaparak.  Şimdi belki “bize ne” diyeceksiniz, yapmışsa yapmış, ne olmuş yani? Elbette hiç kimse bir gazeteciye “niye röportaj yapıyorsun” veya “şu kişiyle yapamazsın” diyemez, derse sadece komik olur. Ancak bu röportajın, “bize ne” diyemeyeceğimiz, bizi ilgilendiren bir tarafı var, o da şu: Genç hanım kardeşimizin sorulara verdiği cevaplar. İşte o röportajdan bazı sorular ve cevaplar:

“Ailede, sizin kadar eksantrik ve farklı örtünen bir başkası var mı?
– Yok ama bu da normal. "Benden bir tane daha"ya kimse tahammül edemez! Kaç yaşındaydım bilmiyorum ama örtülü insanların genellikle tek tip giyindiğini fark ettim, firmaların ürettiği bazı kıyafetler var, herkes onları giyiyor ve birbirine benziyor. Ben de dedim ki, "Sürüye dahil olmayacağım. Kapanacağım ama kendi istediğim gibi…"
Çizgi roman kahramanı gibi duruyorsunuz. Onların böyle kostümleri vardır…
– Evet, çünkü ben kafasında çizgi roman sekansları olan biriyim. Gerçeğin de, çizgi romanlar olduğuna inanıyorum.

Evet, böyle diyor başörtülü genç hanım kardeşimiz. Gerçeğin çizgi romanlar olduğuna inanıyor ve Pokemon kılığına girdiği için mutlu.  “Sürü”ye dahil olmak istemediği için kendisine yakıştırdığı o kılığa girmiş. Elbette konumuz hanım kardeşimizin Pokemon kılığına girip girememesi ve bu kılığı kendisine yakıştırıp yakıştıramaması değil. İtirazım, şu “sürü” meselesine… Nasıl oluyor da bir Müslüman Hanım, kendi hemcinslerini sürü olarak niteleyebiliyor. Yoksa zaten onlara dâhil olmayı istememesi de onları sürü olarak görmesinden mi kaynaklanıyor. Hepimiz biliriz ki sürü tanımlaması bir arada olan hayvan kalabalığı ve özellikle de koyunlar için kullanılır, bir de aynı türden çokça eşya için. Bunun dışındaki kullanımlar yanlıştır, hatalıdır.

İyi niyetli bir değerlendirmeyle hanım kardeşimizin kastının bu olamayacağı, hemcinslerini hayvan olarak niteleyemeyeceği söylenebilir ki ben de öyle düşünüyorum ve bu kanaatimde yanılmadığımı umuyorum. Ancak bu durumda yine de insanlar için sürü tanımlamasının hatalı bir kullanım olduğu gerçeği değişmez.

Hanım kardeşimiz gibi İslami hassasiyete sahip ve yazar olan birinin yazarken de konuşurken de sözlerinin nereye varacağını iyi hesap etmesi, meramını dosdoğru anlatabilmesi, doğru anlaşılabilmesi, bunun için de kullanacağı sözcükleri özenle seçmeye dikkat etmesi gerekmez mi? Bencillikten uzak durması gerekmez mi? (Röportajında tam 45 kere “ben”…)

Hanım kardeşimizin yazdığı internet sitesini sık sık ziyaret edenlerden biriyim. Çünkü aynı sitede severek okuduğum yazarlar var. Onları okurken tabi ki bu kardeşimizin yazılarını da zaman zaman okuyorum. Fazla sert üslubu için önceleri “heyecanlı bir kardeşimiz,” demiştim. Ancak sonraları yazılarında farklı bir meydan okuma ( bazıları buna “posta koyma” diyor) ve özgün bir ironi yakalama çabası gördüm.  Ne var ki yazar buna çabaladıkça her nedense çoğu kez ve muhtemelen farkında bile olmadan yazısı, mizahın edebi sınırlarını aşıp, insanları kategorize ederek aşağılayan birer hakaret yağmuruna dönüşüyor.

Oysa bu genç hanım yazar kardeşimiz,  röportajında,  yazmaya şiirle başladığını söylüyor. Şair bir yazarın yazılarına da şiiri sinmez mi biraz da olsa. Eğer sinmişse, nasıl olmuş da bu şekilde sinmiş. Röportajındaki şu cümle sorunun cevabı olabilir mi acaba: “Çekirdek yiyordum, sesi çok hoşuma gitti, o sese uygun bir söz yazdım, derken o sözü tetikleyen başka sözler geldi, bu da şiire dönüştü.“ Evet, aynen böyle diyor röportajında. Çok düşündüm acaba ilginç görünmek için mi bu cümleyi sarf etti yoksa şiirle, şairlikle dalga geçmek için mi? Her ne kadar çok rahatsız edici bir durum olsa da bu “posta koyma”lar, yine de yazmayacaktım. Ancak şu “sürü“ meselesi kalbimi çok acıttı ve oldukça endişelendim.

Daha da üzücü olan ise çok sayıda abuk sabuk giyinen, başörtülü, göbeği açık kardeşimizin, hatalısınız dendiğinde “her koyun kendi bacağından asılır” diye cevap vermesi. İyi de sen koyun musun be güzel kardeşim.  Böyle başını örteceğine göbeğini kapatsan olmaz mı? Ben bir Müslüman olarak böyle örtünmeye karşıyım. Ayrıca İslam da “başörtüsü” yok diyenlere karşı çıktığım kadar sadece başı açık olan hanımları İslam dışı ilan edenlere de karşıyım. Allah’ın emri olan başörtüsü ne hale geldi. Sokaklarda hepimiz görüyoruz, başörtülü ama göbeği açık kızlar…  Göğsü üstten keyfinin istediği kadar açık ama başı örtülü kızlar…  Bütün vücut hatlarını ortaya çıkaran, neredeyse çıplakmış gibi gösteren daracık elbiseleriyle, eğilince iç çamaşırları görünen düşük bel kotlarıyla başörtülü kızlar…  Belki pokemon olmaya özenmiyorlar ama bu kızların da her halleriyle sıra dışı olmaya,  genç hanım kardeşimizin deyimiyle “ sürüye dâhil olmamaya”  var güçleriyle gayret ettikleri belli.

Evet, isteyen istediği gibi örtünsün ama gerçekten “örtünsün”, bu kızlarımızın yaptığı gibi değil, anne baba baskısına boyun eğenler dışında, sadece başını örten bu kızlarımızda da amaç sıra dışı olmak ve dikkat çekmek. Ancak bu kızlarımız da, birbirine benzer şekilde giyinen ve gereği gibi örtünenlerden “sürü” diye söz ediyorlar mı acaba merak ediyorum.

İnsan eşref-i mahlûkattır bizim inancımızda, yani yaratılmışların en şereflisidir ve budur hakikat olan: İnsanın yaradılışındaki hikmet ve Yaratan. Rabbimiz, bazı insanların hayvandan daha aşağı derecelere düşebileceğini buyuruyor ancak onların kimler olduğuna da yine O hükmeder, bizler değil.

Onun için genç hanım kardeşime bir Müslüman kardeşi olarak diyorum ki, kahraman olma arzusuyla Pokemon olmaya özeniyorsan bunu anlarım ama gerçeğin, çizgi romanlar olduğuna nasıl inanıyorsun ve insanlardan nasıl sürü diye söz edebiliyorsun…

 16 Kasım 2009 Pazartesi / Yeni Şafak 

Pokemon kızın “sürü” dediği…  Pokemon kızın “sürü” dediği…  Pokemon kızın “sürü” dediği…

Share

BIR YORUM YAZIN

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir