Roman açılımı

TEODORA DONİ  Roman açılımı 

TEODORA DONİ 
Roman açılımı 
 

Bugünlerde ilginç bir biçimde Türkiye’nin gündemine bir başka açılım geldi Roman açılımı”. Roman derken tabii ki ne bir edebiyat türünden söz ediyorum ne de ırkdaşlarım Rumenlerden. Ayrıca Romanyalılara, Rumen denir, Roman veya Romen değil. Türkiye’de insanlar hala ısrarla Rumenlere, Roman veya Romen demeye devam ediyor, hatta bazı haberlerde bile bu yanlışlık yapılıyor. Oysa Rumen başka, Roman başka, Romen ise bambaşka..

En başta özelikle belirtmek isterim ki diğer ırklarla da, Romanlarla da elhamdülillah hiçbir sorunum yok, olamaz da. Roman açılımı ile ilgili haberleri okuduğumda çok şaşırdığımı söylemek zorundayım çünkü ben birkaç ay önce Romanlarla ilgili Romanya’da yapılan bir çalışmayı yazmak istemiştim, sonra vazgeçmiştim.

Vazgeçmemin birçok sebebi vardı, en başta Türkiye’nin gündeminde sayısız  “Açılım” vardı ve bir tane de ben eklemek istememiştim, hatta birkaç kişi ”eşeğin aklına karpuz kabuğu düşürme” diyerek tuhaf bir tepki göstermişti. Bir başka çekincem ise Romanya’da yapılan çalışmayı maddi manevi desteklediği iddia edilen ülkeyle ilgiliydi. Adı geçen ülkenin bağlantısını tam olarak teyit edemediğim için burada da ismini zikretmeyeceğim.

İnsanlar her ne kadar çok yadırgasa da Türkiye’nin Roman Açılımı’nın 2,5 milyon insanı ilgilendirdiği söyleniyor. Biliyoruz ki Avrupa’da yaşayan vatandaşlarımızın haklarını korumak için çok çaba harcanıyor, hatta medyamızda sık sık Avrupa’daki vatandaşlarımıza yapılan haksızlıkları konu alan birçok haber yayınlanıyor.

Yurtdışındaki vatandaşlarımız için gösterilen ilgi ve çabanın aynısının yurtiçindeki vatandaşlarımız için de gösterilmesi son derece doğaldır ve olması gerekendir bence.

Bildiğim kadarıyla çok uzun bir zamandan beri bu topraklarda yaşayan Romanlar da, bu ülkenin asli unsurlarından biri.  Kısacası “Roman açılımının” en az diğer açılımlar kadar önemli olduğunu düşünüyorum. Belki çok öncelikli bir konu değil denilebilir ama eninde sonunda bu açılımın da gerçekleştirilmesi kaçınılmaz gibi görünüyor.

Timeturk’te yazdığım dönemde  ”Bir dua arkadaşlığı hikâyesi” başlıklı bir yazı yazmıştım. Bir paylaşım sitesinde Rumen (Roman değil) bir hanımla tanışmamı, aynı hanım arkadaşımın beyninden ameliyat olmasının öncesini ve sonrasını anlatmıştım (yazının içeriğini merak eden varsa Google amcaya sorsun). Bu olaydan dolayı bir hemşerimle tanıştım ve hala benim doğduğum şehirde yaşıyor. Kendisi de aynı ameliyatı daha önce geçirdiğini anlattı bana.

Daha ilk anlarda anladım ki bu hemşerim Roman, Rumen değil yani. Elbette dediğim gibi benim için hiç önemi yok, hangi ırktan veya dinden olursa olsun. Yeter ki insan olsun. Bir ara bu hemşerimden hiç haber alamadım, bir, bir buçuk ay kadar. Bir gün internette baktım ki çevrimiçi ve karşılıklı hal hatır sorduk, ben rahatsızlandığını sanıyordum. Fazla soru sormayı pek sevmediğim için kendisi hakkında anlattığı kadarını biliyordum. Burslu öğrenci olarak bir fakülte bitirdiğini ve şimdi ikinci bir fakülteye devam ettiğini söylüyordu, yine burslu öğrenci olarak.

Kullandığı kelimelerden hemen anlaşılıyordu ki eğitimli bir insan, tabii ki çok gururlandım çünkü sık rastlanan bir durum değil. Romanya’da Romanların eğitim durumu pek iç açıcı değil çünkü. Hemşerim olan bu hanım arkadaşım tekrar ortaya çıktığında anladım ki bir süre ortadan kaybolmasının nedeni sağlık sorunları değil. Meğer Romanya’nın değişik şehirlerinde Romanlara kurs veriyormuş.

Az önce de dediğim gibi hanım arkadaşım ikinci fakülteye devam ediyor ve yetişmiş güç olarak diğer Roman vatandaşlara kurs veriyor. Bunu sadece kendisi yapmıyor, eğitim almış diğer Romanlar da aynı şekilde yaz aylarında Romanya’nın değişik şehirlerinde kurs veriyorlar. Bu kurslarda, Romanlar kendilerini Roman eğitmenlerle daha rahat hissediyorlar ve bu yüzden kurslar daha verimli oluyor. Hem, Roman olan Kurs eğitmenleri, kursiyerler için güzel bir örnek de teşkil ediyor.

Anladığım kadarıyla hepsinin de mutlaka bir veya iki fakülte bitirmeleri için bu kurslar verilmiyor ama en azından topluma daha uyumlu olmaları teşvik ediliyor. Banyo yapma alışkanlığı edinmeleri, dilenciliği ve hırsızlığı bırakmaları, alın teriyle para kazanmaları ve çocuklarını okula göndermeye başlamaları gibi…

Zor bir iş diyordu hanım arkadaşım, sonuç almak için tabii ki belli bir zamanın geçmesi gerek ama kurslara katılım çok iyi. Öyle sanıyorum ki Türkiye’deki Romanların da böyle bir ilgiye hatta çok daha fazlasına ihtiyaçları var.

Bir yerden başlamak gerek. Tabi ki bütün televizyon kanallarında en çok Roman müziği yayınlayarak ya da her fırsatta milletçe çıldırmış gibi Roman dansı yaparak Roman açılımı yapılamaz. Hatta bir yerde gördüm, şimdi hangi şehirde olduğunu hatırlamıyorum, Karadeniz bölgesine özgü kıyafetler giymiş sayısız çocuk Roman müziği eşliğinde dans ediyorlardı. Okullarda yapılan eğlencelerde dikkat ederseniz çocuklar Roman danslarını muhteşem bir şekilde yapıyorlar ama işin ilginç tarafı ise o okullarda neredeyse hiç Roman öğrenci yok.

Bir ilginçlik daha var.  Şimdi bu Roman açılımı gündeme gelince insanlar her nedense çok şaşırdılar. Oysa Türkiye’yi bilmeyenler TV kanallarını izlediklerinde çoğu zaman sanırlar ki bu ülkede sadece Roman vatandaşlar yaşıyor. Bütün kanallarda bir Sulukule havası, insanlar Roman müziği eşliğinde kendilerinden geçiyorlar. Roman açılımına şaşıranlar da bu bilmeyenlere dahiller mi yoksa.  Roman müziğinin, dansının hiçbir açılıma ihtiyacı yok diye mi şaşırıyorlar. Ne yani, Romanlar müzik ve danstan mı ibaret.  Romanların da eğitimli olmaya,  kültür zenginliğimizin bir parçası olarak kültürlerini yaşatmaya ve hepsinden önemlisi insanca yaşamaya ihtiyacı yok mu, hakkı yok mu?

 14 Aralık  2009 Pazartesi / Yeni Şafak
Share

BIR YORUM YAZIN

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir