Seni unutmayacağız Fırtına Adam seni de Can Ağabey

TEODORA DONİ  Seni unutmayacağız Fırtına Adam seni de Can Ağabey 

TEODORA DONİ 
Seni unutmayacağız Fırtına Adam seni de Can Ağabey 
 

12 Şubat günü değerli yazar Hamit Can da aramızdan ayrıldı. 16 Şubat günü de genç yaşta aramızdan ayrılan şair yazar Mehmet Sait Yakut’un vefatının birinci yıldönümü ve ben onunla ilgili yazıyordum ki Hamit Can’ın vefat haberini aldım. Hamit Can’ı, birçoğu gibi ben de vefatından sonra daha iyi tanıyabildim. Yakın arkadaşları onu çok güzel anlatmışlar. Can Ağabey sıfatına fazlasıyla layık, tam bir mümin ve derviş olarak anılan Hamit Can hakkında yazılanlara ekleyecek bir cümle bulamıyorum doğrusu. Diriliş yolunda Hakka yürüdü. Kendisine Allah’tan rahmet, yakınlarına ve tüm arkadaşlarına sabır diliyorum.

Okuyanlar hatırlayacaktır, Mehmet Sait Yakut’u da vefatının hemen ardından birçok yazar birer yazıyla anmışlardı. Geçen sene ben de yazmıştım,  derviş ve devrimci şair, hüzün ve isyan yazarı bu fırtına adam hakkında, Timeturk’te. “Fırtına Adam” başlıklı o yazımı, fırtına dindi, diye bitirmiştim. Evet, rahmetli Mehmet Sait Yakut için fırtına dindi ama geride kalanlar için aynı durumun söz konusu olduğunu sanmıyorum. Hele ki giden kişi, şair yazar ise geride kalanlar için o fırtına hiç bir zaman dinmez ve o şiirleri, o yazıları her okuduklarında yeniden yakalanırlar fırtınaya. Ben de bu yazıyı yazmaya hazırlanırken birden kendimi o fırtınanın içinde buldum. Çünkü Mehmet Sait Yakut’un kitap olarak yayınlanmak üzere hazırlanan ve şu an baskıda olan bütün şiirlerini ilk kez bir arada görüp okuyabildim. Bir aksilik olmazsa, şiir kitabı “Asia” adıyla, Öncü yayınlarından yarın piyasaya çıkmış olacak. İnşallah yazıları da en kısa zamanda ayrı bir kitap olarak yayınlanır.  Kitapta, daha önce haberdar olmadığım şiirlerden biri dikkatimi çekti. “Caney” adlı bu şiirde arkadaşı şair yazar Sıtkı Caney’e seslenen Mehmet Sait Yakut, şiirin son dörtlüğünde, ilginç bir vasiyette bulunmuş. Hem önden gideceğini de hissetmiş gibi. İşte o şiir:

CANEY

Koptu kopacak bir çıngarın ortasındayım
Mayına bastım Caney çağırma n’olur beni
Bak dadanıyor saçlarıma bir soysuz rüzgâr
Bir adım yürüyemem ne olur sen vur beni

Bir kuş en fazla kaç yerinden vurulur Caney
Kanadı tutkallanmış güvercine uç deme
En fazla kaç mermi alıyorsa bir şarjör
O kadarını boşalt bir avuçluk gövdeme

Ne çok yaktı beni aşkın yorgun yalazı
Islak izmaritler içinde kokuştu ömrüm
Anla ki çatlıyorum anla ki susamam ben
Tanırsın beni Caney bağırarak ölürüm

Bir hayale yetecek zamanım kaldı Caney
Mümkünse o kadarlık ödünç ver yüreğini
Öfkem sabrımı aştı vefa etmezse ömrüm
Hayata arz edersin bilginin gereğini

Evet, “…vefa etmezse ömrüm / Hayata arz edersin bilginin gereğini” demiş Caney’e. Ancak, bir şair veya yazarı yine bir başka şair veya yazar ne kadar iyi anlatırsa anlatsın daima eksik kalır. Bir şairi veya yazarı anlamak için doğrudan yazdıklarını okumak gerekir öncelikle. Mehmet Sait Yakut’un Caney’e vasiyetini de, eserlerini okuyucuyla buluşturmasını istemiştir, diye anlamak daha doğru olur. Bir şairin yazarın, M. Sait Yakut gibi giderken geride küçük çocukları kalmışsa şiirlerinin yazılarının, o çocukları için daha ayrı bir önemi var ve çocuklar şimdi olmazsa bile büyüdüklerinde o eserlere bakıp o şairin, o yazarın çocuğu olmaktan onur duyacaklar. Bu yazımı hem rahmetli Mehmet Sait Yakut‘un sevgili çocukları Hiram ve Sena için hem de unuttuğumuz bütün şairlerin, yazarların çocukları için yazıyorum.  Unuttuğumuz derken elbette sadece aramızdan ayrılanlar değil kastım. Hayatta olanlardan da unuttuğumuz veya hiç tanımadığımız şairler yazarlar var. Okuyucular bana, niçin sık sık yazılarınızda kimi zaman bir iki dize kimi zaman küçücük bir paragrafla farklı farklı şairlerden, yazarlardan alıntı yapıyorsunuz, diye soruyorlar. Hele yurtdışında yaşayanlar çoğu zaman o şairin veya yazarın ismini ilk defa benden duyduklarını söylüyorlar.

Evet, ne yazık ki değerlerimizi tanımıyoruz veya unutuyoruz, değerlerimize yabancılaşıyoruz ve bu yabancılaşmayı hızlandıran, daha da katmerli hale getiren bir medya süreciyle karşı karşıyayız. Bu ruhsuzlaşmaya, bu kirlenmeye karşı direnebilmek için; bütün değerlerimizi bir bir tanıyalım, önden gidenleri unutmayalım, eserlerini anlayalım ve yaşatalım. Bu yöndeki çabamızı heyecanımızı gidenlerin geride kalanları, çocukları, eşi, kardeşleri, arkadaşları ve okuyucularıyla paylaşalım. Benim bu yazımı da böyle bir çaba ve heyecanın paylaşımı olarak kabul edin. Lütfen dualarınızı eksik etmeyin, tüm önden gidenler ve geride kalanlar için.  Ve ben,Sevda’sı eşi, çocukları, kardeşleri ve bütün arkadaşları adına bir kez daha seslenmek istiyorum Mehmet Sait Yakut’a: Allah rahmet etsin sana ve tüm önden gidenlere. Seni unutmadık, ey deli dolu, yerinde duramayan, hayatın bütün rüzgârlarını toplayıp önüne katan, sürükleyen adam. Unutmadık o çılgın hayalini de, hani “Bir hayalim var” diyordun ya şiirinde:

İki yıldızın arasına gerip bir hamak
Kâinatın keyfini çıkarmak…

İnşallah hayalin gerçek, mekânın cennettir şimdi. Unutmayacağız şiirlerini de, yazılarını da… Seni unutmayacağız Fırtına Adam, seni de Can Ağabey. Unutmayacağız tüm önden gidenleri…

15 Şubat 2010 Pazartesi / Yeni Şafak 

Seni unutmayacağız Fırtına Adam

Share

BIR YORUM YAZIN

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir