Ya ne meraksız insanlar

TEODORA DONİ Ya ne meraksız insanlar

TEODORA DONİ
Ya ne meraksız insanlar
 

Bir süredir kendi kendime bazı tarihleri, bazı olayları kafamda netleştirmeye çalışıyorum. Düşündükçe kafam daha çok karışıyor, anlayamıyorum.

Ben kendimi bildim bileli aram hiç iyi değil tarihlerle ve isimlerle.

Çok net hatırlayamıyorum zamanını ama birkaç ay geçti sanırım, gazetelerde bir adamın resmini sık sık görmeye başladım.

Merak ettim kim olduğunu ve çok kısa bir süre sonra anladım ki bir sendikanın başkanı.

Size tuhaf gelecek belki ama ben ilk defa gördüm bu sendika başkanını, daha önce adını bile duymamıştım.

Sendikacıların çoğunu, bir şekilde medyada yer aldıkları için yıllardır hep görüyordum.

Kimileri sonraları siyasete atıldı, hatta bazıları milletvekili bile oldu.

Kendi kendime, ya bu adam nasıl oldu da benim gözümden kaçtı, dedim.

Neden bu insan bu kadar tartışılıyor diye merak ettim ve hepinizin bildiği şu meşhur davadan gözaltına alındığını fark ettim.

Olur böyle şeyler, dedim kendi kendime, gözaltına alınır, serbest bırakılır, olağan şeyler, diye düşündüm.

Ama böyle olmadı, tartışmalar hiç bitmedi, hatta bazı gazeteciler, sanatçılar, akademisyenler bu başkana destek vermek ve gözaltı olayını arkasında hükümetin olduğunu da iddia ederek protesto etmek için bu sendikayla bağı olduğu söylenen bir televizyon kanalında boy göstermeye başladılar.

Buraya kadar yine de her şey, olabilir, beklenilebilir cinstendi ama bu sırada bir şey daha öğrendim.

İşte bu beklemediğim bir şeydi ve hayret ettim.

Meğer bu başkan otuz yıldan fazla bir süredir aynı sendikanın başkanlığını yürütüyormuş.

Beni hayretlere düşüren, kafamı karıştıran da işte bu süre konusuydu.

Dile kolay otuz yılı aşkın bir süre…

Ülkelerin padişahlık, krallık dönemlerinde bile çok nadir söz konusu olabilen bir süre.  

Türkiye Cumhuriyeti tarihinde “Milli Şef” dönemi diye anılan İsmet İnönü dönemi bile bu sürenin altında…

Bu durumda insan sormadan edemiyor; bu sendikacı nasıl oldu da otuz yıl aynı koltukta kalmaya başarabildi.

Bu insanın özelliği ne olabilir?

Çok farklı yeteneklere mi sahip?

Müthiş bir sırrı mı var?

Ben bütün bu soruların cevaplarını bulamadım.

Ancak yukarda saydığım gazeteciler, sanatçılar, akademisyenler vs. acaba benim bulamadığım cevapları buldular da onun için mi bu sendika ağasını hararetle savunuyorlar.

Onun için mi,  bu ülkede halkın oylarıyla iktidar olmuş bir partiyi ve başkanını pervasızca eleştiriyorlar.

Eleştiremezler mi? Tabi eleştirebilirler, “Demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti”nde yaşıyoruz. Fiilen tam olarak böyle olmasa da en azından Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’ndaki yasal düzenleme böyle.

Hükümeti ve iktidar partisini de eleştirebilirler.

Yargının kararlarını da eleştirebilirler.

Yeri geldiğinde, gerektiğinde ben de aynısını yapıyorum.

Ama ortada verilmiş bir yargı kararı yoktu ki.

Hem hiç mi merak etmediler, bu nasıl olabilir,  nasıl otuz yıl süreyle hep aynı kişi sendikada başkan olarak kalabilir.

Bütün eleştirilerden önce bunun cevabını bulmaları gerekmez miydi?

Hani bunun sırrı ne, biz de bilelim, belki günün birinde biz de hevesleniriz böyle bir sendika ağalığına, hiç demediler mi?

Bizde bir sendika kuralım ve otuz yıl olmasa bile en azından bir on sene falan başında kalalım, demediler mi?

Bunu hiç düşünmediler mi gerçekten.

Mesela, gözaltına alındığı gün, eşinin açıklamasından bütün Türkiye öğrendi ki sayın başkan her sabah namaz kılıyor ve akabinde Yasin suresini de okuyormuş.

Acaba bu sendika başkanı her sabah namaz kıldığı ve akabinde Yasin suresini de okuduğu için mi işi rast gitmiş.

Bunu da mı merak etmediler.

Hayret diyorum, pes doğrusu.

Ya, ne meraksız insanlar.

Siz okuyucuları bilemiyorum ama valla ben çok merak ettim.

Hala da merak ediyorum, hem işin aslını, hem de bu insanların meraksızlığını…

 

03 Ağustos 2009 Pazartesi / timeturk

Ya ne meraksız insanlar…

 

Share

BIR YORUM YAZIN

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir