“Yargıya açık mektup”

TEODORA DONİ “Yargıya açık mektup”

TEODORA DONİ
“Yargıya açık mektup”
 
Daha önce de yazılarımda Terörle Mücadele Kanunu mağduru çocuklardan, medyada bilinen adıyla taş atan çocuklardan bahsetmiştim.  Bu çocuklarımızın mağduriyetlerinin giderilmesi için birçok insanın çaba harcadığını ve bu çabalara öncülük eden “Çocuklar İçin Adalet Çağırıcıları” isimli bir grubun bu yolda önemli adımlar attığını yazmıştım.  Yazarlardan gazetecilere, sanatçılardan hukukçulara kadar Türkiye’nin birçok önemli ismi bu gruba destek veriyor.
 
Bu grubun, geçen hafta ulusal ve yerel basında yayınlanan “Yargıya açık mektup” başlıklı ilanının ilk paragrafında: Medyanın "taş atan çocuklar" dediği ve sizin kararlarınızda "terörist çocuklar" olarak tanımladığınız çocuklarımızın binlercesi verdiğiniz kararlarla cezaevlerinde imha ediliyor ve binlercesi de imha edilme sırasını bekliyorlar. Ey yargı aktörleri; "terörist çocuk" olur mu? Demokratik Hukuk Devletlerinde yargı çocuklara terörist muamelesi yapabilir mi ya da çocukları terörist eylemlerden cezalandırabilir mi? Deniliyordu ki ilanın en can alıcı bölümü bu satırlardı sanırım.
 
Elbette , “terörist çocuk” olmaz. Elbette, Demokratik Hukuk Devletlerinde yargı çocuklara terörist muamelesi yapamaz, çocukları terörist eylemlerden cezalandıramaz.
 
Ancak, defalarca milletvekili ve bakan olarak görev yapmış şu anda da Başbakan Yardımcısı olarak görev yapan Sayın Cemil Çiçek’in açıklamadan çok savunmaya benzeyen konuya ilişkin sözleri bütün duyarlı insanlar gibi beni de çok şaşırttı.
 
Böylece gördük ki, hükümet açılım üstüne açılım yapsa da veya yapmaya çalışsa da devletin de vatandaşın da olayları algılama ve savunma biçimleri kolay kolay değişmiyor.
 
Sayın Çiçek, medyada taş atan çocuklar olarak bilinen TMK mağduru çocuklar için “Onlar aslında çocuk değil” gibi bir ifade kulanmış.
 
Bu açıklama gündemdeki kaset olayı veya referandum için seçilen 12 Eylül günü kadar medyanın dikkatini çekmediyse de birçok insanın bu açıklamadan dolayı rahatsızlık duyduğunu ve incindiğini düşünüyorum.
 
Sayın Çiçek “Onlar aslında çocuk değil”  derken çocukların doğumlarından çok sonra nüfusa kaydedildiğini ve TMK mağduru çocukların kimliklerindeki yaşlarından çok daha büyük olduklarını söylüyor.
 
Oysa bu ülkede yakın zamana kadar, çocukların askerliklerini bir an önce yapabilmeleri için babaları tarafından yaşlarından küçük değil tam aksine yaşlarından büyük olarak nüfusa yazdırıldıkları bilinir.
 
Taş atan çocuklar arasında nüfusa geç kaydedilmiş ve belki de hiç kaydedilmemiş olanlar bile çıkabilir.  Ancak medyadan izlediğim kadarıyla gözaltına alınanlardan şimdiye kadar ben şahsen aslında çocuk olmayanına rastlamadım ve Sayın Başbakan Yardımcısının da neden böyle bir değerlendirme yaptığını doğrusu tam anlayamadım.
 
Neden, devlet sorumluluğunu unutup vatandaşa suçu atıyor veya tersine vatandaş işine gelmeyince suçu devlete atıyor. Neden, neredeyse bir asırlık olan Türkiye Cumhuriyeti, vatandaşların nüfus kaydını doğru ve tam tutamıyor.
 
Bir an için o çocukların hepsinin birer yetişkin, Sayın Çiçek’in söylediklerin doğru olduğunu kabul etsek bile, Sayın Çiçek’e,  Hükümetin diğer üyelerine ve Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerine insanlarımız sormazlar mı? Devlet neden çocuklarımızı zamanında ve doğru kaydetmiyor nüfusa.
 
Merak ediyorum Sayın Çiçek çok kısa bir süre önce Türkiye’nin gündeminde olan ve çok çabuk unutulan Siirt olayları ile ilgi inceleme raporu için de bir açıklama yapacak mı?
 
Raporda çok ilginç tespitler var: Emniyet Müdürlüğü yetkililerinden alınan bilgilere göre; 2008 yılı içerisinde Siirt’te 18 yaşından küçük 31 kişi doğum yapmıştır. Bunların 5’i 12-15 yaş arasındadır. 2009 yılında bu rakam 28 olup birisi 10 yaşında olmak üzere 6’sı 10-15 yaş aralığındadır. 2010 yılının 4 aylık bölümünde ise 4’ü 12-15 yaş arasında olmak üzere 18 yaşından küçük 17 kişi doğum yapmıştır. Hamilelik sürecinin de göz önüne alınması durumunda kızların çocukluk dönemlerinde evlendirildikleri ve bunun kabul gördüğü bir realitedir. Evet, acı ama gerçek ne yazık ki.
 
Şimdi gerçekten merak ediyorum. Sayın Çiçek bu çocuklar için acaba ne diyecek, onlar için de “aslında çocuk değil” diyecek mi?
 
Tabi Sayın Çiçek ne derse desin, mevcut kanuni düzenlemeler durdukça bütün çocuklarımız “potansiyel birer TMK mağduru çocuk” olarak kalmaya; yargı da, başta çocuklar olmak üzere tüm millete karşı zaman zaman hukuk dışına çıkmaya, siyasi davranmaya devam edecektir.
 
“Yargıya açık mektup” ilanının yargının bu taraflı siyasi duruşunu da tartışmaya açarak toplumsal farkındalığın sağlanmasına katkıda bulunacağını,  kesin çözüm için yeterli ve adil, yeni yasal düzenlemelerin yapılmasına kapı aralayan bir adım olacağını umuyor ve diyorum ki: Çocuklarına adil olamayanlar da aslında “Büyük” değil…
“Yargıya açık mektup” “Yargıya açık mektup” “Yargıya açık mektup”
17 Mayıs 2010 Pazartesi / Yeni Şafak 
“Yargıya açık mektup”  “Yargıya açık mektup” “Yargıya açık mektup”
Share

BIR YORUM YAZIN

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir